TURİZMİN SESİ |Turizm ve Turizmcinin Sesiyiz | Turizm Haberleri | Gastronomi Haberleri | Etkinlik Haberleri | Turizm Haberleri | Turizm Gazetesi | Turizm Haber | Online Turizm Gazetesi | Güncel Turizm Haberleri | turizminsesi@gmail.com
24 Eylül 2026 Perşembe
Zorlu PSM’de Bu Hafta: 28 Eylül – 4 Ekim
10 Eylül 2026 Perşembe
Hasan Eker: Ayrıcalık değil, eşitlik istiyoruz
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Hasan Eker, turizm sektöründe yabancı online platformların yarattığı haksız rekabet konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Eker, “Biz yabancıya karşı değiliz, teknolojiye karşı değiliz, online platformlara da karşı değiliz. Tek istediğimiz eşitlik. Haksız rekabet olmasın” diyerek sektörün ortak kaygısını dile getirdi.
Yasanın yerlisi yabancısı olmaz”
Eker, hazırlanan taslak düzenlemede yabancı online portalların TÜRSAB yasasına uyma zorunluluğu bulunmadığını, bunun da ciddi bir eşitsizlik yarattığını vurguladı. “Bizim isteğimiz ayrıcalık değil, eşitlik. Seyahat acentalarının avantajlı olmasını istemiyoruz, derdimiz Türkiye turizmi. Eğer otellerimiz yabancı platformlara ayrıcalık tanırsa birçok acenta kapanır. Bu da turizmin birkaç uluslararası tekelin eline geçmesine yol açar” dedi.
Sorun yaşarsak Türkiye’de çözüm var”
Hasan Eker, yerli acentaların Türkiye’de sorun yaşadığında farklı bölgelere yönlendirme yapabildiğini hatırlatarak, “Antalya’da sorun olursa Ege’ye, İstanbul’da sorun olursa Trabzon’a kaydırırız. Ama yabancı online platformlar Türkiye’de sorun yaşarsa müşteriyi Mısır’a, Yunanistan’a yönlendirir. Bu da ülkemiz için büyük kayıp olur” ifadelerini kullandı.Ayrıca, Türkiye’de kayıtlı acentaların hukuki süreçlere başvurabildiğini, ancak yabancı online portallara dava açmanın mümkün olmadığını belirterek, “Yasanın yerlisi yabancısı olmaz, işletmeye çıkar yargı. Yabancıya da aynı kurallar uygulanmalı” dedi.
Türkiye turizmde 4. sırada, birlikte başardık”
Türkiye’nin 2026 yılında dünyada en çok ziyaret edilen 4. ülke konumuna yükseldiğini hatırlatan Eker, bu başarının tüm paydaşların ortak emeğiyle gerçekleştiğini söyledi:“Bunu hep beraber yaptık; acentalar, oteller, bakanlık, valilik, belediyeler ve ticaret odalarıyla birlikte başardık. Nasıl dördüncü olduysak, üçüncü ve ikinci sıraya da yine hep beraber çıkacağımıza inanıyorum.”
30 Ağustos 2026 Pazar
Tarihi Batıklar Korunarak Turizme Açılıyor
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu ortaklığında yürütülen “Derin Miras” projesiyle, Çanakkale Boğazı’ndaki tarihi gemi batıkları katodik koruma yöntemiyle koruma altına alınıyor. Proje, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünya batık dalış turizminin bir numaralı merkezi hâline getirmeyi amaçlıyor.

Derin Miras Projesi kapsamında, 111 yıldır su altında bulunan tarihi gemi batıklarının korunması ve sürdürülebilir dalış turizmine kazandırılması için yeni bir dönem başladı. Batıkların yanlarına, fiziksel müdahalede bulunulmadan özel çinko anotlar yerleştirilerek korozyonun durdurulması sağlanacak. Böylece dünya kültürel mirası korunurken Türkiye’nin sürdürülebilir turizmine, yerel ekonomiye ve sualtı biyolojik çeşitliliğine katkı sunulacak.

Dalış turizminde harcama da sadakat de yüksek
Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü (UN Tourism) verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon kişi dalış yapmak amacıyla uluslararası seyahat gerçekleştiriyor. Küresel dalış turizmi pazarı 2026 itibarıyla yaklaşık 5-6 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşırken, sektörün yıllık yaklaşık yüzde 10 büyüyerek 2034’e kadar 12 milyar ABD dolarını aşması bekleniyor. Türkiye’de geçen yıl 70 milyona yakın ziyaretçi ağırlandı ve 65 milyar dolara yakın turizm geliri elde edildi. Bu büyüklük içinde dalış turizminin payı sınırlı görünse de kişi başı harcaması en yüksek turizm türleri arasında yer alıyor. Uluslararası araştırmalara göre sertifikalı bir dalgıç, klasik deniz tatili yapan ziyaretçiden 2-3 kat daha fazla harcama yapıyor. Dalış amacıyla seyahat eden bir turistin günlük ortalama harcaması, ekipman kiralama, tekne, eğitim ve sertifikasyon programları gibi ek harcamalarla geleneksel turistin yaklaşık üç katına ulaşırken teknik dalgıçlarda bu tutar günlük 650 ABD dolarına kadar çıkabiliyor.
Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı dünyanın bir numaralı batık dalış merkezi olmaya aday
Türkiye’de dalış turizmi denildiğinde ilk akla gelen yerler Kaş, Fethiye, Marmaris olurken Çanakkale, dünyanın ilk ve tek I. Dünya Savaşı temalı su altı parkı olan Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı nedeniyle diğer noktalardan farklılaşıyor. Tüm batıkların keşfedilebilmesi için çok sayıda dalış gerekmesi, turistlerin bölgeye yıllar boyunca tekrar gelmesini sağlıyor. Örneğin, 85 metre derinlikte bulunan; 123 metre uzunluğa, 17 metre genişliğe ve altı katlı bir yapıya sahip SS Carthage’ı bütünüyle deneyimlemek isteyen bir dalgıcın en az 40-50 dalış planlaması gerekiyor. Bu nedenle Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı, kültürel mirası korumanın yanı sıra Çanakkale’nin turizm gelirini artırabilecek sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir yatırım niteliği taşıyor.
Çanakkale’nin global destinasyonlara karşı benzersiz avantajları
Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı; Mısır, Malta, Yunanistan ve Hırvatistan gibi küresel rakipleriyle kıyaslandığında önemli avantajlara sahip. Park, 7 metreden başlayarak derinlik seçenekleriyle her seviyeden dalış meraklısına hitap ediyor. Batıkların tamamına iskeleden 10 dakika ile 1,5 saat arasında ulaşılabilirken bölgede yılın 12 ayı dalış yapılabiliyor.

İsmail Kaşdemir: “Dünya mirasını koruyarak turizme kazandırıyoruz”
Gelibolu Sualtı Parkı’nın derinliklerindeki batıkların insanlık tarihinin ortak hafızası olduğunu vurgulayan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, projenin vizyonunu şu sözlerle aktardı: “Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri hâline getirmeyi en büyük hedefimiz olarak belirledik. Bununla birlikte bu mirası turizme açmak kadar korumak da evrensel bir sorumluluktur. Derin Miras projesiyle batıklarımızı çevre dostu bir yöntemle koruma altına alıyoruz. Böylece hem sualtı tarihimizi koruyor hem de sürdürülebilir turizmin nitelikli bir örneğini dünyaya sunuyoruz. Tüm dalış meraklılarını bu eşsiz sualtı dünyasını keşfetmeye davet ediyoruz.”
Murat Sarıkaya: “Geçmişin emanetini geleceğe taşıyoruz”
Projenin maddi destekçisi ve küresel iletişim ortağı olan 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) CFO’su Murat Sarıkaya ise şunları söyledi: “1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nu hayata geçirdiğimiz ilk günden bu yana bölgenin sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik gelişimine katkı sunmayı önceliklerimiz arasında gördük. “İyi Bir Komşu” olma vizyonumuz doğrultusunda bugüne kadar bölgede 321 çevresel ve sosyal proje gerçekleştirdik; Derin Miras ise bunların en kıymetlilerinden biri. Sürdürülebilirliği, geçmişten emanet aldığımız değerleri koruyarak geleceğe taşımak olarak görüyoruz. Uluslararası standartlarımızı ve küresel ağımızı seferber ederek Gelibolu Sualtı Parkı’nın dünya sualtı turizminin zirvesine yerleşmesi için stratejik desteğimizi sürdüreceğiz.”

Dünya çapında isimlerle ilk gösterim
Projenin küresel görünürlük çalışmaları kapsamında, katodik koruma uygulamasının tamamlandığı Suvla Koyu’ndaki HMS Louis batığına tanıtım dalışı gerçekleştirildi. “Underwater Photographer of the Year” ödüllü İsveçli sualtı fotoğrafçısı Alex Dawson, 13 metre derinlikteki tarihi gemiyi fotoğrafladı. Guinness Dünya Rekortmeni milli serbest dalış sporcusu Bilge Çingigiray da HMS Louis’e serbest dalış gerçekleştirerek projenin uluslararası camiadaki ilk anıtsal karelerine imza attı.Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı’nda 27 batık ve iki resif olmak üzere 29 farklı noktayı dalışa açarak Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri hâline getirmeyi hedeflemişti. TÜBİTAK, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi gibi yerli bilimsel ve akademik kurumların iş birliğiyle yürütülen ve ihraç edilebilir bir model sunan Derin Miras projesiyle koruma altına alınacak park, dünya dalış topluluklarının en gözde rotalarından biri olmaya aday.
Bursa’da Asırlık Şifa Geleneği Canlanıyor
Orhangazi Belediyesi öncülüğünde yeniden ziyaretçileriyle buluşan Keramet Ilıcası; Roma dönemine uzanan tarihi, yıl boyunca sıcaklığını koruyan doğal mineralli kaynak suyu ve doğayla bütünleşen yeni yaşam alanlarıyla Bursa’nın köklü termal mirasını geleceğe taşıyor.Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, zeytin ağaçlarının arasında yaklaşık iki bin yıldır yeryüzüne ulaşan termal su, bugün Keramet Ilıcası’nın yeni hikayesine hayat veriyor. Roma döneminden Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişiyle bölgenin önemli doğal ve kültürel değerlerinden biri olan Keramet Ilıcası, Orhangazi Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen dönüşümün ardından yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

Yıl boyunca 30–34 derece sıcaklığını koruyan doğal mineralli kaynak suyunu merkezine alan Keramet Ilıcası; termal deneyimi, doğayı, yeme-içme olanaklarını ve farklı yaş gruplarına yönelik sosyal alanları bir araya getiriyor. Şehir yaşamının temposundan uzaklaşmak ve doğayla yeniden buluşmak isteyen ziyaretçiler için yeni bir kaçış noktası sunan Keramet Ilıcası, geçmişten taşıdığı mirası bugünün yaşam ve deneyim anlayışıyla yeniden yorumluyor.
DOĞAL DOKUSU KORUNARAK YENİDEN HAYAT BULDU
Keramet Ilıcası’nın dönüşümünde, tarihi mirasın korunması kadar alanın doğal karakterinin yaşatılması da temel önceliklerden biri oldu. Mevcut zeytin ağaçları korunurken yeni kullanım alanları, çevrenin doğal yapısına uyum sağlayacak şekilde planlandı.Doğaya müdahale etmek yerine onunla birlikte var olmayı esas alan bu yaklaşım sayesinde Keramet Ilıcası; geçmişiyle bağını koruyan, doğal çevresini deneyimin bir parçasına dönüştüren ve bugünün ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir yaşam alanı olarak yeniden şekillendi.

GEÇMİŞİN ŞİFASI, BUGÜNÜN YAŞAM DENEYİMİYLE BULUŞUYOR
Keramet Ilıcası’nın yeni döneminde termal deneyim, doğayla iç içe geçirilen keyifli bir günün parçasına dönüşüyor. Ziyaretçiler doğal kaynak suyunun keyfini çıkarırken dinlenme ve deneyim alanlarında vakit geçirebiliyor; günübirlik ziyaretlerinde doğanın içinde sakin ve keyifli bir gün geçirebiliyor.Hidromasaj Havuzu ve dinlenme alanları termal deneyimi tamamlarken, Manzara Restoranı doğayla çevrili atmosferinde ziyaretçilere keyifli bir mola sunuyor. Aromatik Bahçe, Refleksoloji Yolu ve seyir terası alanın farklı noktalarında doğayla temas kurmaya imkan tanırken; çocuklara özel su parkı ve sosyal alanlar Keramet Ilıcası’nı farklı yaş gruplarının birlikte vakit geçirebileceği bir destinasyona dönüştürüyor.
İKİ BİN YILLIK MİRASTAN DÖRT MEVSİM YAŞAYAN BİR DESTİNASYONA
İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Yalova başta olmak üzere çevre illerden günübirlik ulaşılabilen Keramet Ilıcası, konumuyla Orhangazi’nin doğal, tarihi ve kültürel değerlerini daha geniş kitlelerle buluşturuyor.Roma döneminden bugüne uzanan geçmişi, doğal mineralli sıcak suyu, zeytin ağaçlarıyla çevrili atmosferi ve yeni yaşam alanlarıyla Keramet Ilıcası; yalnızca termal sudan yararlanılan bir alan olmanın ötesinde, doğayla buluşmak, dinlenmek ve birlikte nitelikli zaman geçirmek isteyen ziyaretçiler için dört mevsim yaşayan bir destinasyon olarak öne çıkıyor.
Nemrut’un Özgünlüğü Geleceğe Taşınacak
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Nemrut Dağı Tümülüsü’ndeki anıtsal heykeller için 2025 yılında başlatılan kapsamlı sağlamlaştırma çalışmalarının bu yıl da devam ettiğini açıkladı. Nanoteknolojik çözeltiler ve kireç bağlayıcılı harçlarla gerçekleştirilen müdahalelerde eserlerin özgün görünümü korunurken çalışmalar, beş yıllık program doğrultusunda sürdürülüyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kommagene Krallığı’nın en önemli kutsal alanlarından Nemrut Dağı Tümülüsü’nde yürütülen koruma çalışmalarına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.Bakan Ersoy, 2025 yılında başlatılan sağlamlaştırma çalışmalarının belirlenen yol haritası doğrultusunda devam ettiğini belirterek paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Nemrut’un binlerce yıllık mirasını bilim ve teknolojinin imkânlarıyla korumaya devam ediyoruz.
Geçen yıl başlattığımız sağlamlaştırma çalışmaları, belirlediğimiz yol haritası doğrultusunda bu yıl da aralıksız sürüyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Nemrut Dağı’nda ilk kez bu ölçekte yürüttüğümüz kapsamlı koruma çalışmaları kapsamında anıtsal heykelleri nanoteknolojik çözeltilerle güçlendiriyor, tüm çatlakları taşların bünyesine su girişini önleyen kireç bağlayıcılı harçlarla dolduruyoruz.Eserlerin özgün görünümünde hiçbir değişikliğe yol açmadan gerçekleştirilen bu titiz müdahalelerle Nemrut’un eşsiz değerlerini zamana ve zorlu iklim koşullarına karşı koruma altına alıyoruz.Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğümüzün uzmanlarınca yürütülen ve ilk etabı beş yıl sürecek çalışmalarla insanlığın ortak mirası Nemrut’u özgünlüğünü koruyarak gelecek kuşaklara taşıyacağız.Bu önemli çalışmada emeği geçen tüm uzmanlarımıza ve ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”
Nemrut’ta İlk Kez Bu Ölçekte Koruma Çalışması
Sahip olduğu eşsiz tarihî ve kültürel değerler nedeniyle 1987 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Nemrut Dağı’nda ilk kez bu ölçekte kapsamlı koruma çalışmaları yürütülüyor.Arkeometri uzmanlarınca daha önce gerçekleştirilen araştırmalar ve bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan plan kapsamında, alandaki anıtsal heykellerin zamana ve doğa koşullarına karşı korunması amaçlanıyor.
Nanoteknolojiyle Taşların Dokusu Güçlendiriliyor
Çalışmalar kapsamında heykeller üzerinde nanoteknolojik çözeltilerle sağlamlaştırma işlemleri gerçekleştiriliyor. Taşların bünyesine su girişini önlemek amacıyla yüzeylerdeki tüm çatlaklar, taşla uyumlu kireç bağlayıcılı harçlarla dolduruluyor.Titizlikle uygulanan koruma yöntemleri, eserlerin mevcut görünümünde herhangi bir değişikliğe yol açmadan taşların yapısal bütünlüğünü güçlendiriyor.
İlk Etap İçin 5 Yıllık Yol Haritası
Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlarınca sürdürülen çalışmaların ilk etabı, beş yıllık program doğrultusunda ilerliyor.Bilimsel analizler ve modern koruma tekniklerinin birlikte kullanıldığı çalışmalarla Nemrut Dağı’nın binlerce yıllık anıtsal mirasının özgünlüğü korunarak gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.
100 Yıllık Konaklarda Sonbahar Kaçamağı
Ege’nin yaz kalabalığının ardından sonbahar, Şirince’ye dingin ve büyüleyici bir atmosfer getiriyor. Tarihi dokusuyla öne çıkan Güllü Konakları, 100 yılı aşan geçmişi, doğayla çevrili konumu ve gastronomi deneyimiyle Eylül ve Ekim aylarında kısa bir Ege kaçamağı için misafirlerini ağırlıyor.

Tarihi Konaklarda Şirince Deneyimi
Martı Hotel’s & Marinas bünyesinde hizmet veren Güllü Konakları, restore edilmiş tarihi yapılarıyla köklü mirası bugünün konforuyla buluşturuyor. Her oda, farklı bir gül çeşidinin adını taşırken şömineli alanlar ve bahçeye açılan yaşam bölümleri serinleyen sonbahar günlerinde sıcak bir atmosfer sunuyor. Evcil hayvan dostu odalarıyla misafirlerini dört ayaklı dostlarıyla birlikte ağırlıyor.

Zeste Restoran’da Çiftlikten Sofraya
Konakların gastronomi deneyiminin merkezinde yer alan Zeste Restoran, “Farm to Table” yaklaşımıyla yerel üretimi mutfağın odağına alıyor. Kendi üretimi ürünlerle hazırlanan yöresel lezzetler, Şirince’nin ve Ege’nin üretim kültürünü sofraya taşıyor. 2026’da şef restoranı konseptiyle hizmet veren Zeste, mevsimsel ürünlere dayalı menüsüyle konaklama deneyimini tamamlıyor.
Sonbaharın Ritmi: Bağlar ve Zeytinlikler
Bağlar, çam ormanları ve zeytinliklerle çevrili konum, misafirlere bölgenin üretim kültürünü ve mevsim geçişini yakından gözlemleme fırsatı sunuyor.
Şirince’den Tarihi Rotalara
Merkezi konumuyla Güllü Konakları, yalnızca Şirince’yi değil çevredeki kültür ve gastronomi rotalarını keşfetmek için de ideal bir başlangıç noktası. Efes Antik Kenti’nde ekim ayına kadar süren Gece Müzeciliği uygulaması antik kenti gün batımında farklı bir atmosferde deneyimleme fırsatı sunarken, Urla Bağ Yolu birkaç günlük sonbahar tatiline farklı keşifler eklemek isteyenler için öne çıkıyor.Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından “Dünyanın En İyi Turizm Köyü” seçilen Şirince, tarihi mimarisi, dar sokakları ve doğal güzellikleriyle başlı başına bir keşif alanı.
Uzak Doğu'nun Yükselen Yıldızları: Japonya ve Güney Kore
Japonya ve Güney Kore, köklü kültürel miraslarını modern yaşamla buluşturan atmosferleriyle Uzak Doğu'nun en çok ilgi gören destinasyonları arasında yer alıyor. Her iki ülke, güvenli şehirleri, gelişmiş ulaşım altyapısı ve dört mevsim sunduğu farklı deneyimlerle her yıl daha fazla gezgini kendine çekiyor. Üstelik Japonya’nın Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat imkanı sunması ve Güney Kore’ye yalnızca pratik bir elektronik onay formu ile girilebilmesi, bu rotaları seyahat severler için çok daha cazip kılıyor.

Seyahat severler için son dönemde popülerliğini hızla arttıran, Japonya ve Güney Kore’nin öne çıkan rotalar
Binlerce yıllık geleneklerini ileri teknolojiyle harmanlayan Japonya ve Güney Kore tarihi tapınakları, görkemli sarayları, neon ışıklı rengârenk caddeleri ve eşsiz lezzet duraklarıyla her yıl daha fazla seyahat severin gezi listesinde yerini alıyor. Bu yıl Japonya ve Güney Kore uçak bileti satışlarında geçen yıla kıyasla yaklaşık %30’luk bir artış yaşanıyor. Asya'ya yönelik bu güçlü talebin başrolünde ise bilet satışlarında %37’lik oranla büyük bir sıçrama yakalayan Japonya yer alıyor.Gelenek ile teknolojinin iç içe geçtiği, hareketli şehir yaşamı ve zengin mutfak kültürüyle öne çıkan Japonya ve Güney Kore’nin en gözde rotalarını derledi.
Tokyo
Teknolojiyi gelenekle buluşturan yapısıyla Japonya'nın başkenti Tokyo, Uzak Doğu'nun en gözde şehirlerinin başında geliyor. Yılın her dönemi artan uçuş alternatifleri ve avantajlı bir Japonya uçak bileti ile kolayca ulaşabileceğiniz Tokyo'da Shibuya ve Shinjuku’nun hareketli sokaklarında modern şehir hayatını deneyimlerken, Senso-ji Tapınağı ve Meiji Jingu gibi tarihi yapılarla Japon kültürünü yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz. İlkbaharda sakura manzaraları, sonbaharda ise renk değiştiren parklarıyla şehir, gastronomiden alışverişe kadar zengin bir deneyim vadediyor.
Kyoto
Japon kültürünü en iyi yansıtan şehirlerden bir diğeri de Kyoto. Tarihi tapınakları, geleneksel çay evleri ve bambu ormanlarıyla öne çıkan Kyoto’da, Fushimi Inari Tapınağı’nın Senbon Torii" (Binlerce Torii) olarak bilinen yaklaşık 10.000 adet ikonik, turuncu-kırmızı renkli ahşap kapı, Arashiyama Bambu Ormanı ve Gion bölgesindeki tarihi sokaklar şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. Kyoto, Japonya’nın geleneksel yaşamını yakından keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez rotalardan biri.
Osaka
Lezzet duraklarıyla öne çıkan Osaka da Japon mutfağını keşfetmek isteyenlerin favori şehirlerinden biri. Dotonbori bölgesi, sokak lezzetleri ve renkli gece hayatıyla dikkat çekerken Osaka Kalesi ve Universal Studios Japan da şehrin en popüler ziyaret noktaları arasında bulunuyor. Hareketli yapısı sayesinde şehir, kısa süreli seyahatler için de ideal alternatiflerden biri.
Seul
Güney Kore'nin başkenti Seul de tarihi sarayları, modern mimarisi ve dinamik şehir yaşamıyla Uzak Doğu’da en çok ziyaretçi çeken şehirlerin başında geliyor. Seyahat rotasını bu dinamik ülkeye çeviren ve bütçesine uygun bir Güney Kore uçak bileti bularak soluğu Seul'de alan gezginleri sayısız deneyim bekliyor. Gyeongbokgung Sarayı ve Bukchon Hanok Köyü geleneksel Kore kültürünü yansıtırken, Myeongdong ve Gangnam bölgeleri alışveriş, gastronomi ve eğlence deneyimi sunuyor. K-pop ve Kore dizilerinin küresel etkisiyle son yıllarda Seul, özellikle genç gezginlerin en çok merak ettiği destinasyonlar arasında yer alıyor.
Busan
Güney Kore'nin ikinci büyük şehri Busan da deniz kıyısındaki atmosferiyle Seul'den çok daha farklı bir deneyim sunuyor. Haeundae Plajı, Gamcheon Kültür Köyü ve Jagalchi Balık Pazarı şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. Deniz ürünleriyle ünlü mutfağı ve sahil yaşamıyla Busan, Uzak Doğu seyahatine farklı bir durak eklemek isteyenler için öne çıkıyor.
Jeju Adası
Güney Kore'nin doğa harikası olarak bilinen Jeju Adası, büyüleyici volkanik manzaraları ve huzurlu atmosferiyle ülkenin en popüler kaçış noktalarından biri. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan görkemli Hallasan Dağı, etkileyici şelaleleri ve eşsiz lav tüpleriyle ada, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Özellikle ılıman iklimi, bembeyaz plajları ve bahar aylarında sarıya boyanan kanola tarlalarıyla Jeju, hareketli Kore şehirlerinden sonra dinlenmek isteyen gezginlerin seyahat planlarında mutlaka yer almayı hak ediyor.

Orkun Özkan, Uzak Doğu rotalarındaki bu ivmeyi şu sözlerle değerlendirdi: "Uzak Doğu uçuşları, son dönemde en çok yükseliş gösteren rotaların başında geliyor. Özellikle direkt uçuş alternatiflerinin artması, Japonya'nın vizesiz oluşu ve Güney Kore'nin K-ETA (Elektronik Seyahat Onayı) kolaylığı, bu destinasyonları gezginler için eskisinden çok daha erişilebilir kıldı. Japonya ve Güney Kore özelinde bilet satışlarımızda gözlemlediğimiz yaklaşık %30’luk artış, bu bölgeye olan ilginin bir trende dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle Japonya uçuşlarında yakaladığımız %37’lik büyüme ise vizesiz seyahat kolaylığının ve trendlerin gezginler için ne kadar belirleyici olduğunu bize net bir şekilde kanıtlıyor."
Yola çıkmadan önce
İstanbul'dan Tokyo ve Seul'e direkt uçuşlarla ortalama 11-12 saatlik bir yolculukla ulaşılabiliyor. Uzak Doğu seyahatlerinde özellikle Japonya'nın dünyaca ünlü Sakura (Kiraz Çiçeği) dönemi olan ilkbahar ayları ile Güney Kore'nin doğa manzaraları sunan sonbahar dönemi, yılın en çok ziyaretçi ağırlanan zaman dilimleri olarak öne çıkıyor. Bölgede yaz aylarında görülen yüksek nem ve muson yağmurları göz önüne alındığında, daha ılıman hava şartlarının yaşandığı nisan-mayıs veya eylül-ekim ayları, her iki ülkeyi de keşfetmek için en ideal dönemler olarak kabul ediliyor. Bu eşsiz dönemlerde yaşanan yoğun ziyaretçi akını nedeniyle, seyahat severlere uçuş ve konaklama planlamalarını aylar öncesinden yapmaları tavsiye ediliyor.
8 Ağustos 2026 Cumartesi
Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda

Toplantıda, UNESCO adaylığının yalnızca bir unvan hedefi olmadığı vurgulandı. Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını uluslararası ölçekte görünür kılacak, kültürel mirası ekonomik değere dönüştürecek stratejik bir kalkınma vizyonu olduğu ifade edildi.

Trabzon'un tarih boyunca İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olduğu belirtildi. Deniz, yayla, dağ ve orman kültürünün aynı sofrada buluştuğu kendine özgü mutfak yapısıyla dünyanın sayılı gastronomi miraslarından birini oluşturduğu ifade edildi.

Hamsi kültürü, mısır temelli mutfak geleneği, fermente ürünler ve yayla süt ürünleriyle şekillenen Trabzon mutfağının özgün yapısı; coğrafi işaretli ürünleri, köklü işletmeleri ve yaşayan üretim kültürüyle birlikte değerlendirildi.

Ayrıca Mehmet Akif Şen'in 'Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı (Kültürel Değerler ve Geleneksel Lezzetler)' adlı eserinin bu mirasın kayıt altına alınmasında önemli bir kaynak olduğu belirtildi.Toplantıda, Trabzon'un Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen 15 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğu ifade edildi. Bunlardan 9'unun gastronomi alanında bulunduğu aktarıldı.

Akçaabat Köftesi, Trabzon Kuymağı, Vakfıkebir Ekmeği, Vakfıkebir Külek Peyniri, Tonya Tereyağı, Hamsiköy Sütlacı, Sürmene Pidesi, Arsin Foşa Fındığı ve Yomra Elması'nın yalnızca yöresel ürünler değil, aynı zamanda Trabzon'un kültürel hafızasını ve üretim gücünü temsil eden önemli ekonomik değerler olduğu aktarıldı.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu adaylık bir tanıtım kampanyası değil, Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını dünya kültür haritasına taşıyacak bir kültür diplomasisi hamlesidir. Hedefimiz yalnızca UNESCO unvanını almak değil; gastronomiyi turizmden tarıma, yerel üretimden kültürel mirasa kadar uzanan sürdürülebilir kalkınma modelinin merkezine yerleştirmektir. Trabzon'u yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, mutfağıyla da dünyanın tercih edilen destinasyonlarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." dedi.

Başkan Genç, adaylık sürecinin temel anlatısının "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" olduğunu belirterek, bunun bilimsel verilerle desteklenen bir yaklaşım olduğunu ifade etti. TÜİK verilerine göre Trabzon'un, 80,3 yıllık doğuşta beklenen yaşam süresiyle Türkiye'nin en uzun yaşam beklentisine sahip ili olduğunu belirten Genç, Karadeniz beslenme kültürünün modern uzun ömür araştırmalarıyla örtüştüğünü ve Trabzon'un UNESCO ağına "Karadeniz Uzun Ömür Kodu" kavramını kazandırmayı hedeflediğini aktardı.

Toplantıda Trabzon mutfağının bilimsel envanterinin hazırlanacağı açıklandı. Dijital gastronomi arşivinin oluşturulacağı, Trabzon Gastronomi Akademisi'nin kurulacağı, her yıl uluslararası Trabzon Gastronomi Festivali'nin düzenleneceği ve UNESCO Gastronomi Şehirleri arasında ortak projelerin geliştirileceği ifade edildi.

UNESCO Gastronomi Şehri unvanının Trabzon'un uluslararası turizm rotalarındaki görünürlüğünü artıracağı vurgulandı. Gastronomi odaklı seyahatleri güçlendireceği ve yerli-yabancı ziyaretçi sayısına katkı sağlayacağı; bunun da konaklama, yeme-içme, tarım, yerel üretim, lojistik, perakende ve hizmet sektörlerinde ekonomik hareketliliği artıracağı ifade edildi.
2 Temmuz 2026 Perşembe
Hayat Yolculuğumda çıkmaz sokaktayım: Fatma Canan Özgen’i Anıyorum
Hayat yolculuğu, iki insanın yollarının kesişmesiyle başlar. Benim yolculuğum da öyle başladı. Tanımadığım ama kalbimin seçtiği insanla attığım o ilk adım, zamanla bir ömürlük hikâyeye dönüştü.
Birlikte kurduğumuz yuva, sevgiyle büyüyen bir aileye dönüştü.
Günler bazen kolay, bazen zor geçti; ama her anında yanımda olan o insan sayesinde hayatın yükü hafifledi, sevinçler çoğaldı.
Yıllar boyunca paylaştığımız kahkahalar, gözyaşları, umutlar ve hayaller bizi birbirimize daha da kenetledi. Her yeni gün, birlikte yazdığımız hikâyenin bir sayfası oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki; bu yolculuk sadece iki insanın karşılaşması değil, aynı zamanda bir kalbin diğerine kök salmasıydı. Sevgiyle büyüyen, sabırla güçlenen, hatıralarla dolup taşan bir ömürlük yolculuk…
O güzel genç kız, benim eşim, annemiz oldu. Çocuklarımızı dünyaya getirdi. Şefkatli ellerinde büyüyen evlatlarımız yıllar içinde serpildikçe okul dönemleri başladı, bitti.
Derken hayatın sorumlulukları arttı. İyisiyle kötüsüyle mücadele ettik. Çocuklarımız büyüdü, okudu, kendi yuvalarını kurdu. Aile genişledi; damatlar, dünürler, yeni akrabalar derken koca bir aile olduk.
Yıllar geçti, geriye dönüp baktığımda dolu dolu bir yaşam görüyorum. Birlikte yaptığımız planlar, geziler, seyahatler, rahata erme hayalleri… Ama bir gün, bu yolculuğun en kıymetlisi, ailemizin annesi, benim eşim Fatma Canan Özgen hayat yolculuğunu tamamladı. Onun vefatı, kalbimize derin bir boşluk bıraktı. Çoğalıyoruz derken birden eksilmenin acısını yaşadık. Yokluğu evin her köşesinde hissediliyor; gidilen her yerde bir anısı var. Onun sevdiği şeylerin adı geçtiğinde içimize saplanan bir sızı, kapanmayacak bir boşluk oluyor.
Benim için bu kayıp, yol arkadaşımı yitirmiş olmanın tarifsiz hüznü. İş arkadaşım, ev arkadaşım, sırdaşım, çocuklarımın anası… Ne çok görev yüklenmiş, farkına bile varmamışım. Şimdi yokluğunda daha çok anlıyorum. Birlikte kurduğumuz sofralar, paylaştığımız sırlar, çocukların büyümesinde verdiğimiz emekler… Hepsi birer hatıra olarak kaldı.
Fatma Canan Özgen, sadece bir eş ya da anne değildi; aynı zamanda yol göstericim, ailemizin direği, hayat rehberimizdi. Onun yokluğu yalnızca evin içinde değil, kalplerimizin en derininde hissediliyor. Her anı, her hatıra, her sözü şimdi daha kıymetli.
Hayat yolculuğunda bir eksilme yaşadık. Ama bu eksilme, aynı zamanda bir hatırlatma: Sevgiyle, emekle, fedakârlıkla dolu bir ömür geride bırakıldı. Fatma Canan Özgen’i arıyor, anıyor, özlüyorum. Onun hatırası, bizim kalbimizde yaşamaya devam ediyor.
Seni unutmayacağım. Seni arıyorum anıyorum, Fatma Canan Özgen UNUTMAYACAĞIZ...
14 Haziran 2026 Pazar
WEB MEDYA Yayınları – 360° Sosyal Medya ve Dijital Yayıncılık Gücü
2007 yılından bu yana kesintisiz yayın hayatını sürdüren WEB MEDYA Yayınları, turizm, gastronomi, seyahat ve kültür alanlarında sektörün nabzını tutmaya devam ediyor. Kurulduğu günden bu yana, güncel haberler, özel röportajlar, analizler ve sektörel içeriklerle okuyucularını bilgilendiren yayınlarımız, Türkiye’nin ve dünyanın turizm gündemine ışık tutuyor.
WEB MEDYA Yayınları, dijital medyanın gücünü kullanarak sektör profesyonelleri, yatırımcılar, akademisyenler ve meraklı okuyucular için güvenilir bir bilgi kaynağı olmayı hedefliyor. Turizmdeki gelişmeleri anlık olarak aktarmakla kalmıyor; aynı zamanda gastronomi, kültür ve seyahat deneyimlerini de zengin içeriklerle sunuyor.
360 DERECE sosyal medya hizmeti
- Şef çekimleri
- Tabak ve Menü çekimleri
- Sosyal medya yönetimi
- Reklam Yönetimi
- Google Partnerliği
Yayınlarımız
Turizmin Sesi → Turizm sektörünün güncel haberleri, röportajları ve analizleri.
Tourism Exclusive → Uluslararası turizm dünyasından özel içerikler ve global bakış.
Gastro Turkey → Türkiye’nin gastronomi potansiyelini dünyaya tanıtan lezzet hikâyeleri.
Gezikeyfi → Seyahat tutkunlarına ilham veren rotalar, keşifler ve deneyimler.
WEB Medya Ajansı Dijital Pazarlama ve Sosyal Medyada Gücünü Artırıyor
Turizm, gastronomi, kültür ve seyahat alanlarında sektörel yayınlarıyla tanınan WEB Medya Ajansı, dijital pazarlama ve sosyal medya hizmetlerinde sunduğu yenilikçi çözümlerle yerel ve uluslararası pazarda büyümeye devam ediyor.
Ajans, Kurumsal Kimlik Çalışması, Video & Tanıtım Filmi, Fotoğraf & Drone Çekimleri, PR Hizmetleri, e-dergi & Dijital Dergi, Logo, Afiş ve Sosyal Medya Tasarımları, Mobil Uygulama, Google SEO, Web Tasarım ve E-ticaret Sitesi gibi geniş bir hizmet yelpazesiyle markalara dijital dünyada güçlü bir varlık kazandırıyor.
Ajans yetkilileri, “Her geçen gün büyüyerek, dijital pazarda kalıcı adımlar atıyoruz. Amacımız, markaların hikâyelerini doğru stratejilerle dijital dünyaya taşımak,” açıklamasında bulundu.
Misyonumuz
Sektörün sesini en doğru şekilde duyurmak, turizm ve gastronomi alanında yenilikçi bakış açıları sunmak, okuyucularımızı hem bilgilendirmek hem de ilham vermek.
Vizyonumuz
Türkiye’nin turizm ve gastronomi alanındaki marka değerini yükseltmek, dijital yayıncılıkta öncü rol üstlenerek uluslararası alanda güçlü bir medya platformu olmak.
WEB MEDYA Yayınları, 19 yıllık tecrübesiyle sektörün gelişimine katkı sağlamaya, okuyucularına güvenilir ve kaliteli içerik sunmaya devam ediyor.
Bir Yol Arkadaşının Ardından
2 Nisan 2026 Perşembe
Pastory Food Demo Day Bodrum’da gerçekleşti

Program, Merve Akıncı Seyis’in sunumuyla iki gün boyunca dört ayrı oturumda sektör profesyonellerini bir araya getirdi.

Şeflerden İlham Veren Workshoplar
Ünlü şefler Hazer Amani, Şenol Demirtaş, Erkan Yeşil, Zeki Kara, Yıldız Öz Samaha, Esra Tokelli ve Ayten Saner, katılımcılara özel workshoplarla gastronomi vizyonlarını aktardı. Sağlıklı beslenme uzmanı Dr. Ender Saraç ise sıfır atık yaklaşımıyla enginar kabuklarından detoks yöntemlerini ve “7 sayısının şifresini” anlatarak dikkat çekti.

Sektörün Güçlü Sesleri
Etkinliğe distribütörler, şefler, tedarikçiler ve basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. İlk kez düzenlenmesine rağmen büyük beğeni toplayan buluşma, katılımcılarda gelecek yılki tarihleri şimdiden merak uyandırdı.

Üreticiler ve tedarikçiler ürünlerini doğrudan son kullanıcıya tanıtma fırsatı buldu.

Çok Gezen Gurme” olarak tanınan Akif Budak, etkinliğin başarısını şu sözlerle özetledi.Biz mükemmeliyetçi bir ekibiz. Her alanda profesyonel çalışır, birbirimizi destekler ve birlikte başarıya ulaşırız. Pastory Kurucu Ortağı Adnan Olgun’a bu etkinliğin çok etkili olacağını söylediğimde bana inanmamıştı. Şimdi ise telefonlarına yetişemiyor.

Pastory Food’un Yolculuğu
Kurucu ortak Adnan Olgun, Pastory Food’un sekiz yıl içinde 52 yurtiçi ve yurtdışı distribütörlüğe ulaştığını, pastacılık ürünlerinin yanı sıra kahvaltılık ve içecek portföyünü geliştirdiğini belirtti. Firma bugün yaklaşık 1500 müşteriye hizmet veriyor ve Milas’taki iki büyük depo yatırımıyla Kuşadası bölgesine de hizmet vermeye hazırlanıyor. Olgun sözlerini şöyle tamamladı.Bu yıl ilk kez düzenlediğimiz Pastory Food Demo Day ile sektördeki tüm ortaklarımızı bir araya getirdik. Restoranlarımızı, kafelerimizi, şeflerimizi buluşturduk ve güçlü bir birliktelik sağladık.
29 Mart 2026 Pazar
Restoran ve Kafelerde Yeni Dönem Başlıyor
Türkiye’de gastronomi sektörünü doğrudan ilgilendiren yeni düzenleme 28 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın güncellediği Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği kapsamında artık restoran ve kafelerde menülerde yalnızca fiyat değil, aynı zamanda yemeğin içeriği ve kalori (enerji değeri) bilgisi de zorunlu olarak yer alacak.
Yeni Yasanın Detayları
Yürürlük tarihi: 28 Mart 2026
Kapsam: Restoranlar, kafeler, paketli ürünler ve menüler
Zorunluluk: Menüde her ürün için fiyat, içerik listesi ve kalori değeri
Ek kurallar: “Doğal”, “gerçek” gibi ifadelerin kullanımına sınırlamalar getirildi; yanıltıcı etiketlemeler engellenecek
Amaç ve Beklenen Etkiler
Tüketici bilgilendirmesi: Artık herkes yediği yemeğin besin değerini ve içeriğini net şekilde görecek.
Sağlık bilinci: Diyet yapan veya sağlık sorunları olan kişiler için büyük kolaylık.
Şeffaflık: Restoranların kullandığı malzemeler açıkça görülecek, güven artacak.
Sektör desteği: İşletmeler ve tüketiciler uygulamayı olumlu karşılıyor.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kalori değerleri ortalama olacak; porsiyon büyüklüğüne göre değişebilir.
İçerik listesinde alerjenler (ör. gluten, süt ürünleri) özellikle belirtilmek zorunda.
Restoran ve Kafelerde Dijital Dönüşüm
Web Medya, bilişim teknolojileri, dijital pazarlama ve sosyal medya alanında sunduğu özel ürün ve hizmetlerle her geçen gün büyüyerek yerel ve uluslararası pazarda etkin adımlar atıyor. Gerçek müşteri memnuniyetini ve sorunsuz hizmet anlayışını benimseyen WEB MEDYA, restoranlar için yeni QR menü oluşturma ve özel menü çekimi hizmetlerini gerçekleştiriyor.Bu yenilikçi çözümler sayesinde işletmeler, dijitalleşen dünyada müşterilerine daha hızlı, pratik ve etkili hizmet sunma imkânı buluyor. Web Medya’nın sektöre kazandırdığı bu uygulamalar, restoran ve kafelerde yeni dönemin kapılarını aralıyor.
Daha fazla bilgi için: webmedyaajans.com
İletişim: 0534 636 19 75
18 Mart 2026 Çarşamba
İtalya Kültür Turizmi Raporu: Sanat ve Gastronomi Öne Çıkıyor
Data Appeal ve Mabrian (Almawave) tarafından yapılan yeni analiz, İtalya’ya seyahat edenlerin motivasyonlarının %34,7’sini kültürün oluşturduğunu ortaya koydu
2025 yılı boyunca toplanan 53.100 değerlendirme, Trevi Çeşmesi gibi ikonik yapıların hem küresel görünürlüğünü hem de yüksek ziyaretçi memnuniyetini koruduğunu gösteriyor.
UNESCO Liderliği ve Gastronomi Mirası
İtalya, 61 UNESCO Dünya Mirası Alanı ile dünyada ilk sırada yer alırken, İtalyan mutfağı da 2025’te somut olmayan kültürel miras listesine eklendi. Bu durum ülkeyi küresel kültür destinasyonları arasında sağlam bir konuma yerleştiriyor.

Kimler Seyahat Ediyor?
- Çiftler: %43
- Aileler: %28
- Yalnız gezginler: %16 (yıllık +%3 artış)
- Gruplar: %12
Yalnız gezginlerdeki artış, daha bağımsız ve kişiselleştirilmiş kültürel yolculuklara yönelimi gösteriyor.İtalya hâlâ lider kaynak pazar konumunda. Fransa istikrarlı kalırken, Almanya’nın payı %7’den %5,5’e geriledi. Bu düşüş, Almanya’da iç turizmin yeniden büyümesiyle ilişkilendiriliyor.
İkonik Yapılar ve Müze Görünürlüğü
- Trevi Çeşmesi: 53.1K değerlendirme (+%67 artış, 89,5/100 duygu puanı)
- Kolezyum: 52.4K değerlendirme, 92,5/100 duygu puanı
- Milano Duomo: 26.7K değerlendirme, 93,7/100 beğeni oranı
- Aziz Petrus Bazilikası: 94,1/100 ile en yüksek memnuniyet
- Floransa ve Roma müze görünürlüğünde öne çıkarken, Verona’daki Juliet’in Evi %19,1’lik artışla dikkat çekiyor.
Daha Dengeli Kültürel Coğrafya
Roma liderliğini sürdürse de Siena, Assisi, Caserta ve Bari gibi şehirler yüksek memnuniyet puanlarıyla öne çıkıyor. Napoli’deki Museo Cappella Sansevero ise yorum hacminde %10,89’luk büyüme kaydetti.
Ziyaretçi Deneyimi ve Operasyonel Faktörler
Etkileşimli müzeler daha fazla görünürlük kazanırken, maliyet, temizlik ve bekleme süreleri hâlâ en sık dile getirilen sorunlar arasında. Analiz, zamanlı giriş sistemleri ve ziyaretçi akışı yönetimine yapılacak yatırımların deneyimi güçlendireceğini vurguluyor.İtalya’nın kültürel cazibesi artık sadece Roma ve Floransa gibi geleneksel sanat başkentlerinde yoğunlaşmıyor. Güney ve ikincil şehirler, otantik deneyimlerle öne çıkarak ülkenin kültürel turizmdeki rekabet avantajını genişletiyor.
Ayrıntılı rapor için: 2026 Cultural Tourism in Italy Report
https://datappeal.io/2026-cultural-tourism-in-italy-report

.jpg)





.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)