Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2015 Çarşamba

ANTALYA DOĞAL’2016 ETKİNLİKLERİ ÜLKEMİZİN DÜNYAYA AÇILAN DOĞAL PENCERESİ OLACAK

14-17 Nisan 2016 tarihleri arasında ‘Antalya Expo Center’de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirilecek uluslararası katılımlı ‘Türkiye Doğal Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Günleri’ etkinlikleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tanıtıldı. ANTALYA DOĞAL’2016 dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen ‘EXPO 2016 ANTALYA’nın hemen öncesinde başlayacak. Etkinliklere yurtiçi katılımcılar ile birlikte, ABD, Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya, Uzak Doğu, Afrika ve daha pek çok bölge ve ülkeden standlı katılım bekleniyor.


T.C. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu başkanlığında gerçekleştirilen tanıtım toplantısında ANTALYA DOĞAL’2016 hakkında bilgi verildi. Prof. Dr. Saraçoğlu yaptığı açıklamada, “Sağlıklı beslenme, sağlıklı bir ruh yapısına sahip olmamızda da etkili olacaktır. Verimli Anadolu topraklarının kıymetini bilmeli ve ona sahip çıkmalıyız. Bu topraklarda yaşamak bizim üstünlüğümüz değil ayrıcalığımızdır. Anadolu toprakları; üzerinde yetişen birçok endemik meyve, sebze, baharat, tıbbi bitkiler ve türleri için bir gen bankasıdır. Dünyada birçok ülkede aynı bitkiler de yetişmektedir. Fakat Anadolu’nun farklı bölgelerinde dahi hava, su, toprak ve biyolojik çeşitlilik yapısının özelliklerinden dolayı doğal ürünlerde zenginlik söz konusudur. Topraklarımız üzerinde yetişen tıbbi bitkilerimizin destekleyici ve önleyici gücüyle başka hiçbir ülkenin aynı tür şifalı bitkisi boy ölçüşemez” ifadelerine yer verdi.

DOĞAL’2016 Genel Koordinatörü ve Doğal-Der Başkanı Prof. Dr. Mehmet Rüştü Karaman Antalya’da planlanan etkinliklerin önemi hakkında bilgi verdi. Prof. Karaman, “Doğal beslenme ve sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaşması toplumu bu konuda daha bilinçli ve seçici olmaya teşvik edecektir. Bireylerin bölgelere ve yaşam koşullarına göre bilinçli sağlıklı yaşam davranışlarını alışkanlık haline getirmeleri ise ilgili sektörlerin mevcut çalışmalarını buna göre revize etmelerini sağlayacaktır” dedi.

Toplantıya katılan TBMM Sağlık, Aile ve Çalışma Komisyonu Üyesi Uzm. Ecz. Lütfiye İ. Ceritoğlu Kurt ise yaptığı açıklamada, “Tıbbi ve aromatik bitkiler Osmanlı’dan beri kullanılagelen geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri ile çağlara imza atmış ve şifa kaynağı olmuştur. Bu bitkiler günümüzde de sağlık uygulamaları ve ülkemiz ekonomisi açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu alanda halen ciddi bilgi kirliliği ve uygulamada yanlışlıklar söz konusu olup, eğitim, istihdam ve denetim konularında atılması gereken önemli adımlar bulunmaktadır” dedi. Kurt, bu konuyu çok önemsediklerini ve yakın zamanda konuyla ilgili olarak TBMM’ye bir önerge de verdiklerini belirterek,  bu alanda farklı disiplinleri bir araya getiren DOĞAL’2016 hazırlık çalışmalarında yer almaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Ali Recep Nazlı ise tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yapan üreticileri ve bunları pazara sunan yatırımcıları desteklediklerini,  önümüzdeki süreçte de bu konuda TKDK olarak hem yetiştiricilerin eğitimlerini desteklediklerini ve hem de % 65’e varan hibe desteği sağladıklarını ifade etti.

DOĞAL’2016 Resmi Maskotu Köstebekgiller Ailesi
Toplantıda ANTALYA DOĞAL’2016 resmi maskotu da tanıtıldı. Doğal Beslenme ve Sağlıklı Yaşam konusunda 7’den 77’ye eğitsel mesajlar veren Köstebekgiller ailesi etkinliklere aktif katılım sağlayacak. Tamamen yerli yapım olan ve özellikle küçük seyircilerin büyük ilgiyle takip ettikleri Köstebekgiller ailesinin her ferdi, DOĞAL’2016 Sağlıklı Nesil ve Sağlıklı Gelecek resmi maskotu olarak görev alacak. Toplantıya bilim kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ile birlikte düzenleme komitesi üyelerinden Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, A.Ü. Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık, T.C. Cumhurbaşkanlığı Danışmanı H. Hümeyra Şahin, Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanı Dr. Mehmet Zafer Kalaycı, TKDK Proje Koordinatörü Orhan Bağlan ve Köstebekgiller Yapımcısı Arzu İmamoğlu da katıldılar.

12 Mart 2014 Çarşamba

Turizm Afrika’nın Altın Madeni

TURİZMİN SESİ/ Ufuk TEPEBAŞ
 Afrika, dünyanın en hızlı büyümekte olan on ülkesinden yedisine ev sahipliği yapıyor



Uluslararası Para Fonu’na göre dünyanın en hızlı büyümekte olan on ülkesinden yedisine ev sahipliği yapan Afrika, BM Dünya Turizm Örgütü tarafından da son on yılda en hızlı büyümekte olan turizm bölgelerinden birisi olarak adlandırılmaktadır. Sahra altı Afrika coğrafyasındaki çeşitlilik, zengin kültürel miras, kendisine özgü milli parkları, gölleri, şelaleleri ve adaları, bölge turizmine mukayeseli üstünlükler sağlamasına karşın, altyapısal eksikliklere bağlı olarak söz konusu potansiyelden, gerektiği ölçüde istifade edilememektedir. Bu noktada ulaştırma, enerji, su ve telekomünikasyon gibi alanlarda yatırımların arttırılması gerektiği üzerinde genel bir mutabakat söz konusudur.



BM Dünya Turizm Örgütü’ne göre, 2012 yılında dünya genelindeki turist sayısı ilk kez 1 milyar barajının üzerine çıkarken (1 milyar 32 milyon), Asya, Afrika, Orta ve Doğu Avrupa gibi gelişmekte olan bölgelere yönelik talepte artışlar görülmektedir. 2011 yılında Afrika’yı ziyaret eden turist sayısı 50 milyonun üzerinde olurken, 2012’de 63,6 milyona ulaşmıştır.[1] Bu sayının 2003 yılında 37 milyon olarak kayıtlara geçmiş olması, gelinen noktanın mukayese edilmesi bakımından önemli bir göstergedir. Bölgesel düzeyde kıtanın en çok turist çeken kesimi Kuzey Afrika olurken, ardından Güney, Doğu, Batı ve Orta Afrika şeklinde sıralanmaktadır.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Fas, Tunus, Tanzanya ve Mauritius, 2012 yılında sektörde en çok gelir elde eden ülkeler olmuşlardır. Yine aynı yıl turizm ve ulaştırma sayesinde 8,2 milyon kişiye istihdam fırsatı sunulmuştur.[2] Söz konusu gösterge, nüfusunun %70’ini 25 yaş altı kesimin oluşturması münasebetiyle dünyanın en genç kıtası Afrika için önemli bir ölçüttür.

 Öte yandan Afrika, dünya nüfusunun yaklaşık %15’ini oluşturmasına karşın, uluslararası turist sayısından %5, dünya turizm hâsılatından ise yalnızca %3’lük bir pay alabilmektedir. Afrika’nın 2012 yılında elde ettiği uluslararası turizm hâsılatı, 43,6 milyar dolar olarak açıklanmıştır.[3] Söz konusu tutar, sektöre gerekli yatırımların yapılabilmesi bakımından yeterli olmamakla birlikte Afrika’ya yönelik dış yardımların yaklaşık iki katına karşılık gelmesi münasebetiyle azımsanmamalıdır.

 Mauritius, Gambiya, Seyşeller, Cape Verde (Yeşil Burun Adaları) ve Komorlar gibi küçük yüzölçüme sahip ülkeler, turizmde büyük birer potansiyele sahip olmalarının yanı sıra ziyaret edildikleri turistler tarafından Afrika kıtasından çok farklı yerler olarak tanımlanmaktadırlar. Bahsi geçen ülkelerin turizm hâsılatları, Gayri Safi Yurtiçi Hâsılalarına yüksek oranlarda katkı yapmaktadır. Bu oranların Seyşeller’de %50, Cape Verde’de %30, Mauritius’da %25, Gambiya’da %16’ya kadar ulaştığı bildirilmektedir.[4]

 Ruanda ve Uganda, vahşi yaşama ilgi duyan turistlerin son yıllarda daha fazla rağbet gösterdikleri ülkelerdir. Kıta genelinde her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen kültür festivalleri de sektörel gelişimi desteklemektedir. Sözgelimi Burkina Faso’daki film, Zanzibar Adası’ndaki müzik ve film, Benin’deki kültür, Güney Afrika’daki uluslararası jazz festivalleri, verilebilecek çok sayıdaki örnekten yalnızca birkaçıdır. Gambiya’da diasporanın, kendi tarih ve kültürüyle yeniden bütünleşmesini teşvik etmek amacıyla “Köklerin Eve Dönüşü Festivali” adı altında gelenekselleşmiş olan bir festival düzenlenmektedir.[5] Öte yandan 2010 Dünya Kupası organizasyonuna ev sahipliği yapan Güney Afrika Cumhuriyeti’ni bu süreçte 300.000’in üzerinde yabancı turist ziyaret ederken, Afrika’nın dünyaya tanıtımı noktasında önemli bir misyon üstlenmiştir.

 Afrika’daki çok sayıda ülkenin Turizm ve Çevre Bakanlıkları, BM Sınaî Kalkınma Örgütü (UNIDO) başta olmak üzere BM Çevre Programı ve BM Dünya Turizm Örgütü gibi kuruluşlarla müşterek çalışmalar yapmaktadırlar. Afrika Turizm Örgütü de bu alanda seminerler icra etmek suretiyle sektördeki yatırım fırsatlarına dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.

Turizmin teşviki kapsamında Doğu Afrika Topluluğu (EAC) mensuplarından Kenya, Uganda ve Ruanda arasında geçtiğimiz Şubat ayında başlatılan ortak vize uygulaması, diğer ülkelere de emsal teşkil edebilecek türden bir girişimdir. Uygulama sayesinde, turist vizesi ile üç ülkeye birden giriş yapma olanağı sunulmaktadır. Güney’deki ülkelerden Zambiya ve Zimbabve, 2013 yılında BM Dünya Turizm Örgütü ile üçlü bir anlaşmaya imza atmak suretiyle turizmin geliştirilmesi için işbirliği taahhüdünde bulunmuşlardır. Anlaşma kapsamında, her iki ülkenin ortak sınırında bulunan Kariba Gölü bölgesinde yeni yatırımların yapılarak turizmin canlandırılması amaçlanmaktadır.

Turizm sektörünün geliştirilmesi noktasında kıta ülkelerinin, dış ülkelerle işbirliği protokolleri imzalamak suretiyle konaklama imkânlarının genişletilmesinden doğrudan uçuş seferlerinin başlatılmasına kadar birçok konuda çaba sarf ettiklerini de gözlemlemek mümkündür. Bu suretle, Afrikalı havayolu şirketlerinin yanı sıra Amerikalı, Avrupalı ve Ortadoğulu firmaların da mevcut uçuş güzergâhlarının sayısını her geçen yıl arttırdıklarına tanıklık edilmektedir. Son yıllarda THY, en hızlı yükselmekte olan havayolu şirketleri listesinin üst sıralarında kendisine yer bulmaktadır.

 THY, bugün itibariyle Afrika'da 37 noktaya sefer gerçekleştirmekte ve bilhassa Sahra altı Afrika bölgesine yönelik seferleri sayesinde ilgili ülkelerin turizmine katkılar sağlamaktadır. Girişimler ve söylemler, söz konusu atılımın devam edeceğine dair izlenimler oluştururken, THY’nin yakın gelecekte kıtada 50’nin üzerinde noktaya uçuş yapmakta olan Air France şirketini geride bırakması kuvvetle muhtemeldir. Afrika’ya yönelik yatırımlarıyla dikkat çeken Birleşik Arap Emirlikleri kökenli Emirates Group ise son on yılda kıta genelinde 249 milyon dolarlık bir yatırıma imza atmış ve Sahra altı Afrika, söz konusu tutardan 204 milyon dolarlık bir pay almayı başarmıştır. Seyşeller, Moritanya, Senegal ve Gine, şirketin yatırımlarında üst sıralarda kendilerine yer bulmuşlardır.[6] Afrika bünyesindeki Etiyopya, Kenya ve Güney Afrika Havayolları da kıta dâhilinde en çok noktaya sefer yapmakta olan firmalardır.

Sektörel kalkınmanın önünde altyapısal eksikliklerin yanı sıra iklim değişikliği ve güvenlik gibi hususları da göz ardı etmek mümkün değildir. İklim koşullarına bağlı olarak yaşanmakta olan doğal felaketler, kolera salgınlarını tetiklemekte ve Ulusal Parklar’da bulunan çok sayıdaki canlı türünü göçe zorlamaktadır. Dünyanın en zengin ekolojisine sahip ülkelerinden Madagaskar başta olmak üzere birçok kesimdeki biyo çeşitlilik her geçen gün azalmaktadır.

 Bazı kıta ülkelerinde yaşanmakta olan siyasi istikrarsızlıklar ve güvenlik sorunları da sektörde büyük kayıplara yol açmaktadır. Kuzey Afrika’daki dönüşüm sürecinin etkileri, turizmden yüksek gelir elde etmekte olan Mısır ve Tunus gibi ülkeler üzerinde hissedilmektedir. Afrika’nın önemli turizm merkezlerinden Kenya’da geçtiğimiz yıl ayrılıkçı Müslüman bir grup ile geleneksel bir kabile arasında yaşanan çatışmalarda güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddet, Ağustos ayında Jomo Kenyatta Uluslararası Havalimanı’ndaki büyük yangın ve Eylül ayında ülkenin en gözde alış veriş merkezini hedef alan terör saldırılarında çok sayıda insanın yaşamını yitirmesi, turizme ağır birer darbe vurmuştur. Yine sektörde potansiyeli yüksek ülkelerden Kongo D.C. sınırları içerisindeki isyancı grupların yıllardır hükümet güçleri ile süregelen çatışmaları, sektörden elde edilebilecek kazanımların önünde engel oluşturmaktadır.

Turizm sektörünün doğrudan istihdam oluşturma özelliği, nüfusu hızlı bir artış kaydetmekte olan Afrika için daha iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Önümüzdeki yıllarda, kalkınmanın önündeki en büyük engellerden birisi olarak kabul edilen altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve müşterek çalışmalar sayesinde dünyanın gözünde daha olumlu bir imaj oluşturulması,  Afrika’nın mevcut potansiyelini performansa dönüştürecektir.