17 Kasım 2017 Cuma

Sirha İstanbul Kapılarını Açtı

Sirha’nın İstanbul’daki Gastronomi yolculuğuna bu yıl 13 bin kişi katılıyor
Gastronomi sektörünün en büyük buluşması olarak nitelendirilen ve üstün kalite anlayışı ile Türkiye’de fark yaratan Sirha,  5. kez sektörü bir araya getiriyor

Sirha İstanbul’un geride bırakılan 4 yıl boyunca olduğu gibi büyük ilgi görmesi bekleniyor. Sirha İstanbul, 16-18 Kasım tarihleri arasında bir kez daha Türkiye’nin zenginliklerini dünya mutfakları ile buluştururken, dünya mutfaklarındaki yenilikleri de Türkiye’de sergileyecek.5. Buluşma için ortaya çıkan rakamlar, Sirha İstanbul’a yönelik büyük ilginin somut kanıtı niteliğinde. Fuara yüzde 30 artışla 400 markanın katılması beklenirken, ciroda yüzde 64’lük artış gerçekleşmesi bekleniyor. Bir diğer büyüme ise ziyaretçi sayısında. 2016’da 10.815 profesyonelin ziyaret ettiği fuarı bu yıl 13.000 kişinin ziyaret edeceği tahmin ediliyor. 

HORECA (Hotel, Restaurant, Cafe) sektörünün dünyadaki en büyük ve en prestijli buluşması olarak nitelendirilen, üstün kalite algısı ve sıcak atmosferi ile Türkiye’de fark yaratan Sirha, gastronomi sektörünü İstanbul’da 5. kez bir araya getirecek. 16-18 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde dünyanın ve Türkiye’nin lezzet yolculuğunda yol almak isteyenlerin buluşacağı Sirha İstanbul, Türkiye’nin zenginliklerini dünya mutfakları ile buluştururken, dünya mutfaklarındaki yenilikleri de Türkiye’de sergileyecek.

Büyük oranda gerçekleşmiş hedef rakamlar, Sirha İstanbul’un, Türkiye’de gördüğü büyük ilginin somut kanıtı olarak nitelendiriliyor. 2016’daki Sirha İstanbul’a gıda ve içecek ürünlerinden mutfak ekipmanlarına, pasta-fırıncılık ürün ve ekipmanlarından mobilya ve sofra üstü takımlarına tekstil ve hijyenden teknolojiye kadar uzanan geniş bir yelpazede 309 katılımcı yer almıştı. Kayıtlar, yüzde 30’luk artış yaşanarak katılımcı ve marka sayısının 400’e ulaştığını ortaya koyuyor. Sirha İstanbul’un gördüğü ilginin bir diğer somut göstergesi ise yarattığı katma değerin, katılım sayısından da yüksek olması. Açıklamalara göre, Sirha İstanbul bu yıl ciroda yüzde 64’lük artışa odaklanmış durumda. Benzer bir artış ziyaretçi sayısında da gerçekleşecek. Sirha İstanbul 2016’yı 10.815 profesyonel ziyaret ederken, ziyaretçi sayısının bu yıl 13.000’e ulaşması bekleniyor. 

Diğer yandan, Sirha İstanbul’da geçen yıl ilgi gören pek çok etkinlik bu yıl içerikleri daha da geliştirilmiş olarak yer bulacak. Heyecanla beklenen etkinlikler arasında şeflerin dünyada da bir prestij olarak nitelendirdikleri Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı), en önemli etkinliklerden biri olarak ön plana çıkıyor. 30 senedir düzenlenen etkinlikte finale kalan şef, Avrupa’daki büyük finalde Türkiye’yi temsil edecek. Tıpkı Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı) gibi yolculuğu Sirha Lyon’da başlayan ve “Pasta Şeflerinin Olimpiyatı” olarak nitelendirilen “Dünya Pastacılık Kupası”nın (Coupe du Monde de la Pâtisserie) Türkiye finali de merakla beklenen etkinlikler arasında yer alıyor. Kazanan aday, yine Avrupa’daki büyük finalde Türkiye için yarışacak. Sirha İstanbul esnasında gerçekleşecek bu heyecanlı yarışmaların sunuculuğunu (Master of Ceremony) ise gurme yazar Ebru Erberdi üstleniyor olacak. Sirha İstanbul, bu yıl kahve sektörüne yönelik Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek Coffee Corner’a da ev sahipliği yapacak. Coffee Corner’da farklı bölgelerden kahve çekirdekleri tanıtılacak, yapılacak workshoplarda fuar ziyaretçileri içlerindeki baristayı ortaya çıkarma fırsatı yakalayacaklar.

SIRHA İSTANBUL, 2016’DA DA HEYECAN YARATMIŞTI…
Katılımcılar ve ziyaretçiler için bir kez daha son derece doyurucu bir etkinlik olarak geride kalan Sirha İstanbul’da pek çok etkinlik düzenlendi. Anadolu Lezzet Envanteri, Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı) Türkiye Ön Seçmeleri, Mutfakta Yaratıcılık Festivali - Omnivore’un da aralarında yer aldığı etkinlikler, büyük ilgi gördü. 

Geçen yılki konuğu Peru Mutfağı olarak belirlenen Sirha İstanbul’da Peru’dan gelen özel tatlar ziyaretçilerin tadımına sunulurken, Madrid’in ünlü restoranı KENA’nın Perulu efsane şefi LuisArevaloözel sunumuyla mutfakta nasıl fark yaratılacağının sırlarını paylaştı. Sirha İstanbul’un büyük ilgi gören bir diğer etkinliği ise Anadolu Lezzet Envanteri projesi oldu. Proje kapsamında Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş değerli ürün ve üreticileri ziyaretçilerle buluşurken, üreticilerle yapılan söyleşiler ve şeflerin bu ürünlerle hazırladıkları menüler; dikkatleri üzerine çekti.

8 takımın yarıştığı ve Türkiye Akademi başkanlığını ünlü şef Rudolf Van Nunen’in yaptığı Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı),  Türkiye Ön Seçmeleri’ni kazanan isimler ise Mutlu Şevket Yılmaz, Ogün Koca, Özgür Taylan ve Özhan Akarsu oldu. Heyecan ve lezzet dolu bu süreç sonrasında kazanan isimler, Kasım 2017’de gerçekleştirilecek Türkiye elemelerine katılmaya hak kazandı. Mutfakta Yaratıcılık Festivali - Omnivore’un Türkiye ayağı ise şeflere ilham verecek tarifler ve inovatif fikirlerin paylaşıldığı 13 ana oturum ile gerçekleştirildi. Etkinlikte Ukrayna ve Rusya’dan gelen yabancı şeflerin yanı sıra Antalya, Bodrum ve İstanbul’dan gelen şefler ile Maksut Asar, Deniz Temel ve Mustafa Otar gibi ünlü şefler de yer aldı. 

LYON’DA BAŞLAYAN LEZZET YOLCULUĞUNUN YARATTIĞI ETKİ, DÜNYA PROFESYONELLERİNİ ETKİSİ ALTINA ALDI
Yüzbinlerce profesyonel ziyaretçi ve katılımcının sadece Sirha İstanbul değil, her biri gastronomi potansiyel taşıyan ülkelerden Fransa - Lyon, İsviçre – Cenevre,  Brezilya – Sao Paulo, Meksika ve Macaristan - Budapeşte’deki organizasyonlarını ajandalarına aylar önce kaydettiği Sirha, ilk olarak 1983 yılında Fransa – Lyon’da düzenlendi. İlk organizasyondan itibaren dünya profesyonelleri için kaçırılmaması gereken etkinlikler arasında yer alan Sirha Lyon, en son bu yıl 21-25 Şubat tarihlerinde düzenlendi. Sirha Lyon’a ilişkin rakamlar, organizasyonun büyüklüğünü ve prestijini ortaya koyuyor. 60 ülkeden yaklaşık 25.500’ü önemli şef kategorisinde yer alan 208.000 profesyonel ziyaretçi, her biri kendi alanında dünyanın en iyileri arasında yer alan ve gastronomi dünyasında yenilikçi hareketleriyle ön plana 3.000 katılımcı; bu yöndeki rakamlardan sadece birkaçı. Bu arada ziyaretçi sayısında yüzde 10’luk artış yaşanırken, uluslararası ziyaretçi sayısındaki artışın ise yüzde 17’ye ulaştığının altını çizmek gerekiyor. 

DÜNYANIN EN PRESTİJLİ LEZZET YARIŞMALARINDA SAYI GİDEREK ARTIYOR
Sirha Lyon’un gördüğü ilgide bir diğer önemli etken ise bugün kendi alanlarında dünyanın en prestijli yarışmalarının düzenlenmesi. Fuar esnasında düzenlenen yarışma sayısı 21. Bunlar içinde “Bocuse d’Or” (Şefler Olimpiyatı), “Dünya Pastacılık Kupası” (Coupe du Monde de la Pâtisserie), “Uluslararası Catering Kupası” (International Catering Cup); en önemli yarışmalar olarak ön plana çıkıyor. Bir bu kadar önemlisi, ödül almak için yarışanlar kadar ödül alacakları belirleyecek jüri üyelerinin kendi alanlarında dünyanın en iyileri arasında yer alması. Ayrıca, büyüyen ilgi ve gelişerek genişleyen alanlar nedeniyle yarışma sayısının giderek arttığının altını çizmek gerekiyor.  Mesela, Sirha Lyon 2017’ye “Maitred’HotelTrophy”, “Best Young International BakersContest” ve “Global Young Challenge” olmak üzere 3 yeni yarışma katıldı. 

Bunlar içinde dünyanın en büyük şef yarışması olarak nitelendirilen Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı),  30. yaşını kutladı. Yarışmanın yaratıcısı Paul Bocuse’den sonra günümüzde Jerome Bocuse’nin başkanlık ettiği yarışma için 18 aylık zaman zarfında 5 kıtada ve 63 ülkede şef mirasının çeşitliliğinin kutlandığı ve mutfağın genel yaratıcı zenginliğinin vurgulandığı etkinlikler düzenleniyor. Sonrasında ise ülke bazında elemeler yapılıyor. Uzun bir sürece yayılan bu titiz çalışmanın sonucu olarak Sirha2017’de Bocuse d’Or Altın’ı kazanan isim, yarışmaya ABD’yi temsilen katılan Mathew Peters oldu. Peters, Bocuse d’Or Altın’ı,  “kabuklu deniz mahsüllüBresse tavuğu” ve sebzeyi ön plana çıkaran tabakta servis edilen “sebze yemeği” ile kazandı. Bocuse d’Or Gümüş’ü Norveç’i temsilen katılan 3 restoran şefi alırken, Bocuse d’Or Bronz’un sahibi ise İzlanda’yı temsilen Viktor Andresson oldu. Bu arada Bocuse d’Or (Şefler Olimpiyatı) kapsamında En İyi Komi Ödülü Fransa’dan Benjamin Vakanas, Özel Sebze Tabağı Ödülü Fransa, Özel Tabak Ödülü Macaristan, En İyi Promosyon Kampanyası Ödülü Avusturalya, En İyi Afiş Ödülü ise Macaristan’ın oldu. Bu sene Türkiye finalinde ise kazanan finalist Avrupa finalinde Türkiye’yi temsil edecek.

İlk olarak 1989’da düzenlenen “Dünya Pastacılık Kupası”nın (Coupe du Monde de la Pâtisserie) Uluslararası Organizasyon Komitesi’ne ise 2005 şampiyonu PhilippeRigollot başkanlık etti. Dört kıtadan katılan ve her biri 3 uzmandan oluşan 22 takımın şeker, çikolata ve dondurmayla hünerlerini sergilediği 10 saatlik yarışmada Altın Madalya Fransa, Gümüş Madalya Japonya ve Bronz Madalya  İsviçre’nin oldu. “Uluslararası CateringKupası”nda (International Catering Cup) ise Altın Kupa İsviçre’nin Gümüş Kupa Fransa’nın olurken, Bronz Kupa’yı Singapur aldı. Bu sene Türkiye finalinde ise yine kazanan finalist Avrupa finalinde Türkiye’yi temsil edecek.

DÜZENLENDİĞİ ŞEHİRLERİN MARKALAŞMASINA DOĞRUDAN KATKI YAPIYOR
Sirha, düzenlendiği şehirlerin markalaşma sürecine özel katkıları olan bir etkinlik olarak da değerlendiriliyor. İlk kez düzenlendiği şehir olan Lyon, bunun somut örneklerinden biri olarak nitelendiriliyor. 1983 yılında düzenlenen Sirha, önce kendi yerel aktörleri ile, sonra ulusal ve uluslararası faktörler da dahil edilerek kısa sayılabilecek bir süreçte kendisiyle birlikte Lyon’un da markalaşma sürecine katkıda bulundu. Bugün Sirha Lyon, şehrin prestijini dünyadaki tüm gastronomi profesyonellerine aktarabiliyor ve 2 senede bir 200.000’i aşkın profesyonelin buluşma noktası oluyor. Benzer bir durum, fuarın düzenlendiği diğer şehirler için de geçerli. 2016’da Sirha’nın 4. defa düzenlendiği İstanbul,  bu açıdan oldukça iddialı bir görünüm sergiliyor.  Bu iddianın temel noktalarını, Türkiye’de farklı iklim bölgeleri nedeniyle çok çeşitli ürün yetiştirilme imkânı, yöresel ürünlerdeki zenginlik, pek çok uygarlığın kültürüyle beslenmiş olmave bunun günümüz mutfağına yansımaları kadar, bu kültürden kalan birebir yemek mirasları ile mutfak ekipmanları ve malzemelerinde çok çeşitli ve üretken bir yapı sergileyen markalar oluşturuyor. 

15 Kasım 2017 Çarşamba

Sevgi Vadisi'nde Türbesi bulunan "Şeyh Sevinç" Sevgi ve Sevinç Ermişidir

Sevgi vadisinde yer alan Şeyh Sevinç Türbesi Hasankeyf merkezden dağ yolu ile 5 km uzaklıkta bulunuyor.Hasankeyf merkezden 1 km  Midyat istikametine doğru ilk sapaktan sağa dönüp zorlu bir yol sürüşü ile virajlı yolları aşarak yolun sonunda aracınızı bırakıyorsunuz. 

Dağ yolunda yürüyerek  sevgi vadisine ulaşıldığında dağın hemen yamacında Şeyh Sevinç'in istirahathanesi önünüze çıkıyor. 2 dönüm alan içinde yer alan Şeyh Sevinç Türbesi yeşil alan ağaçlıklar içinde yıllarca ikamet ettiği mağarası bulunuyor. Türbenin bir metre ilerisinde bulunan ve her Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece su dolan bir su kuyusu bulunuyor. Kuyu yaklaşık olarak 5 metre derinliğindedir. Merdiven ile basamaktan inerek kuyudan su çekebiliyorsunuz. Ayrıca halk arasında bu suyun şifalı olduğu ve şifa niyetiyle gelenlerin şifa buldukları çok sık anlatılmaktadır. Şeyh Sevinç türbesi ve şifa kuyusu hala halk tarafından çok yoğun bir şekilde ziyaret edilmektedir. Dağ yolculuğu ile yorucu bir yolculuğu olan Şeyh Sevinç Türbesi mekana ulaşıldığında huzur ve dinlenmenin keyfine varıyorsunuz. 



Ascott Limited (Ascott) dünya çapındaki genişlemesini,Türkiye’de sürdürüyor

Ascott Limited (Ascott) dünya çapındaki genişlemesini,Türkiye’de hizmete sunduğu The Somerset Maslak İstanbul rezidans-otel ile sürdürüyor. Somerset Maslak İstanbul, Avrupa'nın en büyük yaşam kompleksinde birinci sınıf hizmet ve lokasyon farkıyla ev konforu sunuyor

Rezidans sahibi ve işletmecisi (serviced-residence owner-operator) şirketler arasında uluslararası platformda lider konumda yer alan Ascott Limited (Ascott) dünya çapındaki genişlemesini, Türkiye’de hizmete sunduğu The Somerset Maslak İstanbul rezidans-otel ile sürdürüyor. İki milyon metrekareden fazla alanıyla Avrupa’nın en büyük yaşam tarzı kompleksi olma unvanını taşıyan Maslak 1453’ün içerisinde yer alan Somerset Maslak, 165 otel dairesiyle iş seyahatinde olan veya ailesiyle tatil yapan kişilerin ya da Türkiye’de yaşayan yabancıların da ihtiyaçlarına cevap verebilecek otel dairelerinden oluşuyor.

Somerset Maslak İstanbul’da misafirler, stüdyo dairelerden dört yatak odalı dairelere kadar birçok seçeneği değerlendirebiliyor. Her biri, “evden uzakta yuva hissi” vermek için tasarlanan dairelerin tümünde tam teçhizatlı mutfak, ayrı oturma ve yemek odaları da bulunuyor. Kullanıma hazır ve eşyalı rezidans dairelerinden oluşan Somerset Maslak İstanbul’da, 24 saat açık resepsiyon, günlük oda temizliği, kablosuz internet, vale, bebek bakıcılığı ve elektronik kart erişimiyle güçlendirilen güvenlik hizmeti veriliyor. 

İstanbul’un en önemli ticari merkezlerinden biri olan Maslak’ta; birçok uluslararası kuruluşun yanı sıra Nişantaşı Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi gibi önemli eğitim kurumlarının çok yakınında yer alan Somerset Maslak İstanbul, şehir otelciliğine yeni bir boyut getiriyor. Yakınlarında İstinye Park, Türk Telekom Arena, İstanbul’un en yüksek binalarından İstanbul Sapphire gibi cazibe merkezlerinin bulunması, Somerset Maslak’ın misafirlerinin çok kısa bir sürede İstanbul’u keşfetme ve sosyal olanaklarından yararlanma fırsatı bulmalarını sağlıyor.

Somerset Maslak İstanbul, hem uzun hem de kısa vadeli konaklamalar için gerekenleri karşılıyor. Gün içinde İstanbul’un canlı şehir hayatını keşfeden ziyaretçiler, günün sonunda rezidans dairelerinde ev konforunda konaklayabiliyor. Somerset Maslak İstanbul’da kahvaltı odası, spor salonu, lounge, yüzme havuzu ve çocuk oyun odası da bulunuyor. Yeni yatırımlarının açılışı dolayısıyla İstanbul’u ziyaret eden Ascott Orta Doğu & Türkiye sorumlusu Vincent Miccolis, İstanbul gibi yaşayan ve hareketli bir şehirde Ascott’ın ilk Rezidans-otelini açmaktan dolayı mutluluk duyduklarını belirterek “31 ülkede 120’den fazla şehirde misafirlerinin takdirini kazanmış ağırlama hizmetimiz artık İstanbul’da da tecrübe edilebilecek. Yüzyıllardır farklı kültürlerin buluşma noktası olan İstanbul’a dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerimizi bekliyoruz” dedi.  

Somerset Maslak İstanbul’da, şehrin en hareketli iş merkezinde bulunduğu ve birçok ilgi çekici yapıya yakın mesafede olduğu için hem gezi hem de iş amaçlı misafirleri ağırlamayı umduklarını belirten Miccolis, “Bulunduğu konum itibariyle hem keyif hem de iş amaçlı seyahat eden gezginlerin ilgisini çekeceğimiz inancındayız. Somerset Maslak İstanbul, kaliteli ürünlerin, kusursuz hizmetin ve eşi benzeri olmayan konforun bir araya geldiği bir rezidans olarak İstanbul’da özel bir yer edinecek. Üst kalite otel tarzı hizmetimiz ve tesislerimizle misafirlerimize dairelerinde lüks bir deneyim yaşatacağız” diye konuştu.

14 Kasım 2017 Salı

Mardin Deyrulzafaran Manastırı’na ziyaretçi akın

Deyrulzafaran Manastırı, Süryani Ortodoks patriklerinin merkezliğini yapıyor
Manastır 15. yüzyıldan itibaren sarı ve yeşil çiçekleri olan safran bitkisiyle anılmaya başlanarak Deyrulzafaran (Safran Manastırı) adını almış. Süryani Ortodoks cemaatine ait olan Deyrulzafaran Manastırı, Mardin merkeze 4-5 km uzaklıkta zafran tepesinde bulunuyor. Mardin ovasına tepeden hakim bir noktada bulunan manastırın üç yönü dağlık olmakla birlikte sadece güney kısmı açık arazidir. Mardin ulaşım açısından havalimanı olması sebebiyle hafta sonu turlarıyla  Deyrulzafaran Manastırı ziyaretçi akınına uğruyor. 

Ziyaterçilerin bir kısmı ise önce Hasankeyf ziyareti yaptıktan sonra Midyat ve sonrasında Mardin’e geliyor.  5 saat uzaklıktaki çevre illerden de Tur otobüsleriyle ziyaret ediliyor. Mardin’e yakın olduğu için fazlaca ziyaret edilen manastır 5. yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle son derece bakımlı ve restore edilen bir manastırdır. Deyrulzafaran Manastırı, Süryanilerin tarihi ve dini değerleri arasında bugüne kadar ayakta kalabilmiş yaşayan seçkin bir yapıdır. Manastırın ilk yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Süryani kaynakları manastırın tarihini İsa’dan önceki döneme götürmektedirler. Manastırın milattan önce Güneş Tapınağı sonrasında ise Romalılarca kale olarak kullanılan bir alan üzerine inşa edildiği bilinmektedir. Romalılardan sonra ise Mor Şleymun bu yapıyı 5. yüzyılda manastıra çevirip bazı azizlerin kemiklerini buraya getirmiştir. Bu sebeple manastır ilk olarak “Mor Şleymun Manastırı” adıyla daha sonraki dönemlerde “Hananyo” veya “Mor Evgin” adlarıyla anılmıştır. Manastır 15. yüzyıldan itibaren sarı ve yeşil çiçekleri olan safran bitkisiyle anılmaya başlanarak Deyrulzafaran (Safran Manastırı) adını almıştır. Rivayete göre yapının harcında safran (zafaran) bitkisi kullanılmış ve yapı sarı rengini bu bitkiden almıştır. Başka bir rivayete göre ise yapının etrafında safran bitkisi çok yaygın olduğu için manastır bu adla anılmaktadır.

MS 520 yıllarda adı duyulmaya başlanan Deyrulzafaran Manastırı aralıklı olarak birçok kez Süryani Ortodoks patriklerine ev sahipliği yapmıştır. Manastır 9. ve 10. yüzyıllarda altın çağını yaşamış ve rahiplerin sayısı 80’e kadar çıkmıştır. Diyarbakır’da bulunan patriklik merkezi 1056 yılında buraya taşınmış ve 1091’e kadar burada kalmıştır. Daha sonra ise Mikhail tarafından taşınan patriklik merkezi 1293 yılından 1932’ye kadar – Suriye’nin Humus kentine taşınana kadar- burada kalmıştır.


Deyrulzafaran Manastırı’nın en büyük özelliği,  Türkiye ve Suriye’de hizmet vermiş 52 metropolit ve patriğin mezarının manastırda özel yapılmış odalarda (mezarlarda) gömülü bulunmasıdır. Manastırın dört çevresinde eyvanlar, ortasında geniş ve eski iki sarnıç vardır. Bu sarnıç dışarıdan getirilen pınar suyunun fazlası akıtılarak doldurulmaktadır. Doğu ve batı kısımları iki katlı olan manastırın güney kısmı ise üç katlı ve nispeten daha güzel yapıdadır. Patrik, metropolit ve rahiplerin odaları bu kısımda bulunmaktadır. Manastırın en eski mekanı, avlunun altında bulunan geniş salondur. Manastır sakinlerine göreyse bu mekân, İsa’dan önce, güneşe tapan Şemsiler tarafından inşa edilmiştir. İki avlulu manastırın içerisinde Mor Hananyo (Kubbeli Kilise),  Meryem Ana Kilisesi ve  Azizler Evi’nin yanı sıra bir de Güneş Tapınağı bulunmaktadır. Haç şeklindeki bir kubbeye sahip olduğundan Kubbeli Kilise olarak da bilinen Mor Hananyo Kilisesi, Bizans İmparatoru Anastasius döneminde yapılmıştır. Kilise MS 491-518 yılları arasında  kardeş olan Süryani mimarlar Theodoius ile Thedore  tarafından inşa edilmiştir. Kilisenin iç duvarlarındaki fresklerden günümüze yalnızca Aziz Hananyo’nun tasvir edilmiş olduğu uzunluğu 270 ve genişliği 66 cm olan fresk kalmıştır.

Manastırın ilk kilisesi olarak kabul edilen Meryem Ana Kilisesi, ana avlunun kuzeydoğusunda bulunmaktadır.  153 metrekarelik bir alana sahip olan kilise günümüzde de vaftiz törenleri için kullanılmaktadır. Kubbeli Kilise’nin güneydoğu cephesinde kalan binanın yüksekliği 10.5, genişliği ise 5.4 metredir. Tarihi, manastırın kuruluş tarihi olan 5. yüzyıla kadar inen Azizler Evi’nde bazı azizlerin kemikleri ile birlikte manastırda görev yapan bazı patrik ve metropolitler de burada gömülüdür. 

Metropolitlere tahsis edilmiş mezarlardan kuzeyde kalanı üzerinde 1846’da vefat eden Deyrulzafaran Metropoliti Mor Grigoriyos Behnam ve 1969’da vefat eden Mardin Metropoliti Mor Filüksinos Hanna Dalabani’nin ölüm tarihleri yazılıdır. Mor Hananyo Kilisesi’nin doğu köşesinde bulunan Güneş Tapınağı’nın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber milattan önceki dönemlerde kurulduğu bilinmektedir. O dönemlerde Güneş Tapınağı olarak kullanılan yapı iki kısımdan oluşmaktadır. Güneş Tapınağının giriş kısmı beşik tonozlu şeklinde yontulmuş taşlardan oluşmuş olup 25 metrekare ve ikinci kısmı ise 51.5 metrekare olup ilginç bir tavan yapısına sahiptir. Tavanı oluşturan düz ve iri taşlar geometrik yapıda olup aralarında harç, kum, kireç ve benzeri malzeme kullanılmadan birbirine yaslanmış ve kenetlenmiş durumda yerleştirilmiştir. 

Üzerinde 500 ton ağırlığın olduğu söylenen tavan kilit taşı prensibiyle yapılmış olup yukarıya doğru V şeklinde uzanan taş bloklar her depremde sıkışarak daha da sağlamlaşmıştır.Tapınağın içerisinde bulunan ve doğuya bakan minik pencere güneş ışığının girebildiği tek yerdir. Sabah güneş ışınlarının girmesinden, kaybolduğu zamana kadar ibadet eden güneşe tapan insanlar, yine bu pencerenin hemen sağındaki sunakta da kurbanlarını sundukları bilinmektedir.

13 Kasım 2017 Pazartesi

Umre ibadeti için yolculuklar başladı

Kutsal toprakları ilk kez görmek isteyenlerin yanı sıra daha önce Umre ya da Hacca giderek o maneviyatı yeniden yaşamak isteyen insanların dört gözle beklediği Umre  mevsimi  başladı. Profesyonel hizmet anlayışıyla 15 yıldır delüks – lüks hac ve umre turları organize eden Talha Çizmeci, umre gruplarının yoğun olduğunu ve ‘o’ maneviyatı yerinde yaşamak isteyenlere eşlik etmenin huzuru içinde olduklarını söyledi. 

Kutsal toprakları ilk kez görmek isteyenlerin yanı sıra daha önce Umre ya da Hacca giderek o maneviyatı yeniden yaşamak isteyen müslümanların beklediği Umre sezonu başladı. Dünyanın farklı noktalarında yaşayan müslümanlar umre ibadetini yerine getirmek için seyahat ediyor ve rakamlar; Umreye gidenlerin sayısı her geçen yıl gözle görülür bir biçimde artığını, Türkiye’den umreye gidenlerin sayısının ise bu yıl 400.000’i geçeceğini gösteriyor. Umre ziyareti için kutsal topraklara giden vatandaşlar için her ayrıntıyı önceden düşündüklerini söyleyen  Talha Çizmeci, Umre turlarıyla vatandaşların kutsal topraklara olan özlemini dindirdiklerini söyledi. Çizmeci, “Misafirlerimiz için her ayrıntıyı önceden düşünüyor, kutsal topraklarda yeme-içme, konaklama, ulaşım ve A’dan Z’ye her konuda lüks hizmet veriyoruz. Aslına bakarsanız son yıllarda Umreye artan yoğun talep oldukça fazla ve bizde bu durumdan memnunluk duyuyoruz. Artık insanlar daha bilinçli ve kutsal topraklardaki vazifelerini bu farkındalıkla yerine getiriyor” dedi. 

Bu yılın Umre programı 2 bin dolardan başlıyor
Bu yıl 4.000 adayı Umre’ye götürmeyi hedeflediklerini söyleyen Talha Çizmeci, Harem bölgelerine en yakın ve en lüks otellerden oluşan umre programlarının bu yıl 2 bin dolardan başladığını söyledi. Bu rakama vize işlemleri, THY ile gidiş-dönüş uçak bileti, son model Mercedes Travego otobüs ulaşımın dahil olduğunun altını çizen Çizmeci, belirtilen en iyi 5 yıldızlı delüks otellerde konaklama, açık büfe kahvaltı ve akşam yemeğinin yanı sıra Vizyon Turizm’in profesyonel rehberlik hizmetinin de bu rakama dahil olduğunu aktardı. 

8 Kasım 2017 Çarşamba

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Seçimli Genel Kurulu yapıldı

ALANYA Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Seçimli Genel Kurulu Alanya Kültür Merkezi’nde yapıldı. Aynı zamanda Alanya Belediye Başkanı olan önceki dönem Vakıf Başkanı Adem Murat Yücel, yeniden başkanlığa seçildi. Vakfın 2016 bütçesi 478 bin TL olarak açıklanırken 2017 tahmini bütçesi 465 bin TL olarak duyuruldu. Yeni yönetim listesinde ise şu kurum ve kişiler yer aldı:

“Adem Murat Yücel, Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD), Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC), Alanya Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Alanya Şoförler Odası, Alanya Otelciler ve Pansiyoncular Odası, Alanya Kent Konseyi, Alanya Sanayici ve İşadamları Derneği, Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi (HEP), Alaattin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ), Alanya Sağlık Turizmi Derneği (ALSTUD), Alanya Kültür ve Turizm Sanat Vakfı (ALSAV), Mehmet Dahaoğlu, Gürol Birgen, Şükrü Cimrin, Elvan Güneş, Kasımoğlu Kerim Yılmaz, Mehmet Kural, Kemal Kahya ve Yakup Uslu.”

“ALTAV’DAN ÖĞRENİLECEK ÇOK ŞEY VAR”
Sunumlarla ve video klip görselleriyle dikkat çeken programın genel değerlendirmesini yapan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı adına katılan ve aynı zamanda Antalya Tanıtım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olan İbrahim Evrim, “Yapılan çalışmaların sunumu, yüksek lisans eğitim programına benziyor. Belli ki iki yıl boyunca çok emek verilmiş. ALTAV’dan öğrenilecek çok şey var” dedi. Programın sonunda Alanya tanıtımına katkı sağlayan kişi ve kurumlara plaket verildi.  

Meeting Point International WTM Londra Fuarı’nda Önemli Açıklamalar Yaptı

Meeting Point International, yeni iş ortaklıkları kurmak ve paydaşları ile sektörün nabzını tutmak için WTM (World Travel Market) Londra Turizm Fuarı’nda yerini aldı. Meeting Point International, 6-8 Kasım’da düzenlenen WTM Londra Fuarı’nda konaklamadan destinasyon yönetimine, transferden yazılım geliştirmeye turizmin her alanında lider olan şirketleri ile sektörle buluştu. Dünya çapında sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren fuarda Meeting Point International ve LABRANDA Hotels & Resorts geleceğe dair büyüme hedeflerini paylaştı.

Meeting Point International, yeni iş ortaklıkları kurmak ve paydaşları ile sektörün nabzını tutmak için WTM (World Travel Market) Londra Turizm Fuarı’nda yerini aldı. Fuarda şirket CEO’su Khaled Jouny ve FTI Group CCO’su Roula Jouny’nin önderlik ettiği Meeting Point International; başta dünyanın farklı noktaları için yapılan direkt uçuş anlaşmaları, dünya çapında bir otel zincir markasına dönüşen LABRANDA ve son yıllarda sergilediği başarılı performans ile fuarın dikkat çeken firmaları arasındaydı.WTM Londra Fuarı ile ilgili açıklamada bulunan FTI Group CCO’su Roula Jouny: “Avrupa’nın en büyük 4. destinasyon yönetim şirketi olarak WTM Londra Fuarı’nda yeni yatırımlar, iş ortaklıkları yapma ve sektörün diğer temsilcileri ile bir araya gelerek son gelişmelerin nabzını tutma imkânı yakaladık. Standımızda dünyanın en geniş networklerinden birine sahip bir tur operatörüyle turizmin her alanında yeni iş anlaşmaları yapmak arzusunda olan sektör temsilcileri ile buluştuk” değerlendirmesinde bulundu.

Meeting Point International CEO’su Khaled Jouny ise: “Meeting Point International son yıllarda iştirak şirketleri ile birlikte faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda büyüme sağlamayı ve gelirlerini artırmayı başardı. WTM Londra Fuarı, bu başarılarımızı bir adım öteye taşımak, yeni iş ortaklıklarına imza atmak ve elde ettiğimiz başarıları paydaşlarımız ile paylaşmak için uygun bir platform oldu” dedi.Fuarda Meeting Point International’ın öne çıkardığı konulardan biri Dubai’ye yapılmaya başlanan direkt uçuşlar oldu. FTI Group bir ilke imza atarak Almanca konuşulan pazarlardan Dubai’ye aktarmasız charter uçuşlara başladı. Bu girişim FTI Group’un büyüme stratejisinin önemli bir ayağını oluştururken, aynı kapsamda Türk – Alman Dostluğunun 60. Yılı” dolayısıyla Türkiye’ye özel bir program uygulamaya konuldu. Almanca konuşulan ülkelerden Bodrum’a direkt charter uçuşları programlandı ve bölgede sezonu uzatmak üzere anlaşmalar yapıldı.  

Aynı şekilde dünyanın önde gelen resort otel zincir markası LABRANDA Hotels & Resorts ile faaliyet gösterdiği ülkelerde gözde bir konaklama markası olarak öne çıkarken, birçok ülkede yeni otel yatırımları yapmayı ve HolidayCheck başta olmak üzere çok sayıda önemli sektör değerlendirme kuruluşları tarafından ödüle layık görülmeyi başardı. LABRANDA’nın son yıllarda sergilediği agresif büyüme yeni ülkelerdeki stratejik otel yatırımları devam edecek.Meeting Point International’ın ülkemizdeki yapılanması Meeting Point Turkey de, Türkiye’nin en büyük seyahat acentesi olmasının yanı sıra, son iki yılın en çok döviz kazandıran ve en çok turist getiren firması olmayı başardı. Şirket, bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için ekiplerine ve alt yapısına büyük yatırımlar yaptı.WTM Londra Turizm Fuarı’nda yaklaşık 5 bin destinasyon, teknoloji ve özel sektör şirketi ile 51 bin turizm profesyoneli, müşterisi, gazeteci, öğrenci ve çeşitli ülkelerin turizm bakanları bir araya geliyor. Her yıl yaklaşık 300 bin yeni iş anlaşmasının yapıldığı fuarda seyahat endüstrisinin 38 farklı sektöründen katılımcı yer alıyor.


Emirates’in 100. A380 Uçağı Filoya Katıldı


Emirates, 100. Airbus A380 uçağının filoya katılışını Airbus’un Hamburg’daki üretim merkezinde özel bir teslim alma töreniyle kutladı

Törene Emirates Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Ekselansları Şeyh Sheikh Ahmed bin Saeed Al-Maktoum, Emirates Havayolu Başkanı Tim Clark, Airbus İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Tom Enders, Rolls-Royce Müşteri Hizmetleri Yöneticisi Dominic Horwood, BAE Almanya Büyükelçisi Ekselansları Ali Al Ahmad, Özgür ve Hansa Şehir Hamburg Ekonomi, Ulaşım ve İnovasyon Senato Üyesi Frank Horch katıldı. Şeyh Ahmed konu ile ilgili olarak: “Emirates, Airbus ve A380 programına dahil olan birçok iş ortağımız için bu çok önemli bir an. A380’in hiç şüphesiz ki; binlerce iş imkânını destekleyerek ve yer hizmetleri, yemek servisi, havalimanı olanakları, kabin ürünleri gibi ilgili birçok alandaki yeniliği ve ürün gelişimini tetikleyerek hava-uzay endüstrisi üretimine ve havacılık endüstrisine çok büyük katkısı oluyor. “Daha da önemlisi A380, yolcularımız için uçuş deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Mühendislik açısından da uçağın kendisi görülmeye değer. Dünyadaki en büyük ticari yolcu uçağı fakat çok sessiz ve etkili… Emirates olarak uçakta kullandığımız ürünler ile bu alandaki anlayışı ve deneyimi yeniden tanımlıyoruz. Ekibimiz bu uçağı uçurmayı ve yolcularımız bu uçakta uçmayı seviyor.

“Emirates için A380 bir başarı hikâyesi oldu. Yerleri kısıtlı ve yolcu talebini artırdığımız bölgesel ve ‘ikincil’ havalimanlarında A380’i kullanmayı başardık. A380, dahil edildiği her rotada, yolcuların ilgisini çektiği için daha fazla trafiğe ve talebe yol açtı. Programa sadık kalmaya devam ederken Airbus ve iş ortaklarımız ile yakın temasta çalışarak siparişteki 42 uçağı teslim almayı heyecanla bekliyoruz”.

Tom Enders: “Emirates ile A380 programının ayrılmaz parçası olan uzun süreli ilişkimizden büyük gurur duyuyoruz. Böyle öngörülü bir havayolunun en başından beri A380’e güvenmiş olması ve bu uçağı amiral gemisi ve hizmetlerinin belkemiği olarak seçmesi Airbus’taki herkes için büyük bir tatmin kaynağı. Ve tabii ki müşterilerimizden ve yolcularımızdan uçak ile ilgili her zaman olumlu geri bildirimler alırken bunu dünyanın en dinamik hava transfer bölgesi Dubai’nin başarısı ile ilişkilendirmek de çok heyecan verici”. Dominic Horwood: “Emirates’i bu çok önemli anın bir parçası olduğu için kutluyoruz. 100. Airbus A380’lerine destek olmaktan dolayı gurur duyuyoruz ve güçlü iş birliğimizi gelecek yıllarda da sürdürmeyi diliyoruz”. Rolls-Royce motorlarına sahip Emirates’in 100’üncü A380’i; First Class’taki 14 özel suiti, Business Class’taki 76 ve Economy Class’taki 426 koltuğu ile 3 kabin sınıfına ve aynı zamanda havayolunun yenilenen Uçak İçi Dinlenme Salonuna sahip. 100. A380, önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Dubai Air Show’da görücüye çıkacak ve sonrasında filoda hizmete girecek. 

Zayed’i Anma Yılı 
Kutlamalara ek olarak Emirates, Birleşik Arap Emirlikleri kurucusu son Şeyhi HH Zayed bin Sultan Al Nahyan için 100’üncü A380’indeki özel üniformalar ile özel bir anma seramonisi gerçekleştirdi. 

Şeyh Ahmed: “Ülkemizin kurucusunun doğumunun 100’üncü yılını ve mirasını kutladığımız 2018, ‘Zayed Yılı’… Emirates, BAE’nin değişimine ve gelişimine araç olan bu kişiye, kilometre taşı 100’üncü A380’in teslim alınmasında saygılarını sunmaktan dolayı gurur duyuyor. Aynı A380’in birçok alanda açtığı yenilikler gibi Şeyh Zayed de gerçek bir öncü ve öngörü sahibi biriydi. A380 ile onun ilham, cesaret ve kararlılık mesajını tüm dünyaya ulaştırmak, mirasını kutlamak için çok yerinde bir yol”. 

Hava-uzay endüstrisi ve havacılığa pozitif etki
Emirates’in A380 programı, küresel uçak üretimi tedarik zincirine iş imkânları yaratıyor. Airbus’ın tahminine göre Emirates’in sadece A380 siparişleri, Almanya’da 14.500 adet iş gücü yaratmanın yanı sıra Avrupa’da direkt, dolaylı ve teşvik edilmiş 41.000 iş alanı yaratıyor. Bu işlerin tümü yüksek vasıflı ve yüksek-değerli bir tedarik zincirini etkiliyor ve Airbus’un uçak üretim tesislerinin olduğu ülkelerde önemli bir çarpan etkiye sahip. Emirates’in A380 yatırımının tahmini Avrupa etkisi 2013/14 yıllarında 3,4 milyar GSMH’ya eşit. Almanya ve Fransa’da her bir ülke için GSMH; 1,2 milyar.*   Nisan 2015’te Emirates, Rolls-Royce ile Trent 900 motorları ve uzun vadeli bakım paketi için 8,7 milyar avroluk tarihi bir anlaşmaya imza attı. Motorlar, 2016 yılında hizmete giren 50 Airbus A380’de kullanılacak. Rolls-Royce tarihindeki ve İngiliz bir firma için ithal siparişteki bu en büyük anlaşma; Emirates’in İngiltere ve Avrupa’da devam eden yatırımının bir parçası.

Uçuş deneyiminde yeni standartlar
Emirates’in 2008 yılında ilk A380’i hizmete sunması, yolcu deneyimine yeni standartlar getirirken Uçak İçi Dinlenme Salonu, Duş Spa, ücretsiz wi-fi, tüm sınıflarda gelişmiş uçak içi eğlence sistemi ve daha birçok yenilik, sektörde ilkleri başlattı.  Emirates, A380’i geliştirmek için düzenli olarak yatırım yapmaya devam ediyor ve yolcularının mümkün olan en iyi deneyimi yaşadıklarından emin oluyor. Bugüne kadar 85 milyonun üzerinde yolcu, Emirates A380 ile uçtu.Havayolu 2008 yılından bugüne A380 filosuna; koltuk USB girişleri, elektrikli pencere perdesi, daha geniş bir kabin için baş üstü bagaj yerlerinin değiştirilmesi, daha iyi uçak içi eğlence sistemi ve Uçak İçi Dinlenme Alanı gibi sayısız yenilikler getirdi.

Emirates’in A380 hizmetleri
Emirates, programlı hizmetleri ile 6 kıtada 48 şehre uçtuğu ikonik çift katlı uçağı ile dünyanın en büyük A380 operatörü konumunda. Tek seferlik, test ve özel uçuşlar ve diğer hizmetler de dâhil olmak üzere bugüne kadar 70’in üzerinde havaalanı, Emirates A380’e ev sahipliği yaptı.Havayolu, Ağustos 2008’deki uçağından günümüze yılda ortalama 11 adet A380 teslim alıyor. 2016/17 mali yılında Emirates bir rekora imza atarak 19 adet A380 teslim aldı.Emirates Dubai’de, tamamıyla A380 hizmetlerine özel olarak inşa edilmiş, dünyanın en büyük A380 merkezini yönetiyor. 3,3 milyar dolarlık yatırım ile bu tesis, yolculara eşi benzeri olmayan bir rahatlık ve First ve Business Class Dinlenme Salonlarından direkt uçağa geçiş ve duty free, spa, yemek hizmetleri ve çok daha fazla imkân sunuyor.  Emirates’in A380 filosu için özel olarak eğitim alan 1,500 uçuş ekibi ve 23,000’in üzerinde kabin ekibi bulunuyor.

Orient Express şimdi Hilton İstanbul Bomonti’de

Orient Express’in Orijinal Menüsü Şimdi Hilton İstanbul Bomonti İmzasıyla The Globe’da
İlk yolculuğunu 4 Ekim 1883 yılında gerçekleştiren Orient Express (Şark Ekspresi), o zamandan bu zamana pek çok filme, romana ve etkinliğe konu oldu. Lüks ve leziz bir yemek deneyimi arayışında olanlar için Orient Express şimdi Hilton İstanbul Bomonti’de yer alan The Globe’da hayat buluyor.
İstanbul’un en büyük oteli Hilton İstanbul Bomonti’deki The Globe Restaurant, Kasım ayı itibariyle her Cuma ve Cumartesi “Orient Express Menü” servis etmeye başlıyor. İlk seferini 1883 yılında Paris’ten aktarmalı olarak İstanbul’a yapan Orient Express’ten ilham alan menüde ana yemek ve tatlı seçmeli; başlangıçlar ise fiks olarak sunuluyor. 

Füme Ördek Ciğeri ile Lyon Usülü Soğan Konsom Çorba; İngiliz Usülü Bezelye Püresi ve Deniz Yosunu ile servis edilen Tütsülenmiş Somon; Fransız Usülü Kurutulmuş Deniz Tarağı; Viyana Usülü Kuzu Eti ve Yer mantarı suyunda Biftek gibi zengin bir seçkiden oluşan Orient Express Menü’nün tatlı seçenekleri arasında Yoğurt Sorbe yanında Antep Fıstıklı Kek ile Vişne Kremalı Bitter Çikolata bulunuyor. Hepsi birbirine benzeyen menülerden sıkıldıysanız ve farklı bir yemek deneyimi arayışındaysanız The Globe Restaurant’ın misafirlerini 1883’ün görkemli günlerine götüren Orient Express Menüsünü kaçırmayın. Orient Express’in orijinal menüsüyle bu tarihi yolculuğun lezzetlerini siz de deneyimleyebilir; kendinizi bir Şark yolcusu gibi hissedebilirsiniz.

Tarih sahnesinin en popüler treni “Orient Express” Orient Express ilk yolculuğunu 4 Ekim 1883’te Paris’ten Romanya’nın Giurgiu şehrine Münih ve Viyana üzerinden geçerek gerçekleştirir. Yolcular Giurgiu’ya vardıklarında teknelere binip Tuna nehri boyunca yol alarak Bulgaristan’ın Ruse şehrinde Varna’ya giden ve yolculuklarını İstanbul’da sonlandıracak başka bir trene binerler. Yıllar boyunca güzergahlar değişse ve birçok yenilik yapılsa da Orient Express’in zamansız ruhu aynı. Orient Express’in görkemli ve resmedilmeye değer rotasında gastronomik deneyimlerin en lükslerinden birini yaşayın.

6 Kasım 2017 Pazartesi

Dünyaca Ünlü Şefler İstanbul’da Buluşuyor

Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı, 2 Aralık 2017 tarihinde dünyanın önemli şeflerini İstanbul’da ağırlamaya hazırlanıyor

Uluslararası Gastromasa Konferansı, Türk mutfak kültürünü dünyaya tanıtmak, Dünya ve Türk mutfakları arasında köprü kurmak ve Türkiye’deki yeme-içme turizminin gelişimine katkı sağlamak amacıyla yerli-yabancı ödüllü birçok şefi 2 Aralık’ta Haliç Kongre Merkezi’nde bir araya getiriyor. Bu yıl 3.'sü düzenlenen Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı için geri sayım başladı. Dünya gastronomisinin önemli şeflerine ev sahipliği yapacak olan konferansta bu yılın teması 'Ürün'. Mutfağın dünyaca ünlü yıldız şefleri; 'The Best Chef' ödülüne layık görülen ve 'Dünyanın En İyi 50 Restoranı' listesinin üçüncüsü Joan Roca,  ‘Dünyanın En İyi 50 Restoranı’ listesine adını altın harflerle yazdıran Mauro Colagreco, Virgilio Martinez, 'Asya'nın En İyi 50 Restoranı' listesinden Hiroyasu Kawate, İspanya'da ‘Kralların pastacısı’ olarak anılan Paco Torreblanca, Latin Amerika’nın en iyi şefi seçilen Mitsuharu Tsumura, ‘Dünya Barista Şampiyonası’nda birincilik alan James Chen, Michelin Yıldızı’yla başarılarını taçlandıran Kiko Moya, Luigi Taglienti, David Thompson, dünyanın en iyi pasta şeflerinden Gianluca Fusto, Andrea Dopico, başarılı çikolata şefi Stelios Parliaros, dünya gastronomisinin önemli şefleri Carlos Garcia, Diego Guerrero, Basque Culinary Center'ın Genel Müdürü Jose Mari Aizega ve 2016 yılında ‘Latin Amerika’nın En İyi Kadın Şefi’ seçilen Kamilla Seidler başta olmak üzere birçok ünlü şef 2 Aralık’ta Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı’nda, “Ürün”ü konuşmak üzere bir araya geliyor.

Konferansta, dünyanın en iyi şefleri kendi bölgelerinin özel ürünlerini kullanarak sahnede canlı olarak yemek pişirecek. Etkinliğin bir diğer ilgi çekici içeriği ise ChefChat olacak. Tarihi değerleri ve eşsiz mutfak kültürüyle dünyaya nam salan, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edilen Gaziantep ve damaklarda iz bırakan lezzetleri, bu yıl Gastromasa’da! Konferansta ulusal ve uluslararası birçok marka stantlarda özel tadım etkinlikleri gerçekleştirerek konferansa renk katacak.

Turkish Airlines Open Golf Turnuvası, Regnum Carya’da sonuçlandı

Avrupa’nın para ödülü en yüksek golf turnuvası olan Turkish Airlines Open Golf Turnuvası, Regnum Carya’da sonuçlandı

Avusturalyalı ünlü golfçü Marcus Fraser’in yaptığı vuruş ile başlayan 4 günlük turnuvada dünyaca ünlü sporcular kıyasıya yarıştı. Tüm dünyada 1 buçuk milyar kişinin izlediği turnuvanın galibi aynı zamanda ilk golf Olimpiyat şampiyonu unvanının da sahibi olan Justin Rose oldu. Dünyanın gözü kulağı bir kez daha Belek’teydi. Bu yıl 5’inci kez düzenlenen Turkish Airlines Golf Turnuvası, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Regnum Carya Golf&SPA Resort’te gerçekleşti. 2016’da olimpiyatlara dahil edilen golf sporunun ilk Olimpiyat Şampiyonu Justin Rose, 2014 şampiyonu Martin Kaymer ve turnuvanın iddialı isimlerinden Henrik Stenson gibi dünyaca ünlü sporcuların yarıştığı turnuva kıyasıya mücadeleye sahne oldu. Justin Rose‘un şampiyon olduğu turnuvada şampiyon ödülünü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun elinden aldı.

Kapanış töreninde konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Turnuvada, oyuncuların yanısıra golfseverlerin de büyük heyecanına tanık oldum. Hepinize memleketime geldiğiniz için teşekkür ederim. Bu etkinliği desteklemeye devam edeceğiz. Fikret Öztürk ve değerli eşine özel teşekkürlerimi sunarım. Sizlerin sayesinde bu turnuva güzel“ dedi. Turnuvanın kendisi için önemli bir deneyim olduğunu dile getiren Justin Rose ise, şunları söyledi:“Türkiye’de olmak her zaman çok güzel. Fikret Öztürk ile Çarşamba günü gerçekleşen Pro-am’de oynadığım golf çok eğlenceliydi, sahayı çok iyi biliyor.Regnum Carya’da olmak her zaman çok eğlenceli.“

Regnum Carya, Avrupa’daki ilk 100 golf sahası arasında 2.sırada. Dünyanın en prestijli golf turnuvalarından biri olan Turkish Airlines Golf Turnuvası‘na bu yıl ikinci kez evsahipliği yapmaktan dolayı mutlu olduklarını dile getiren Regnum Carya Golf&Spa Resort Onursal Başkanı Fikret Öztürk ise  turnuvanın Belek için önemini belirtti. “Bildiğiniz gibi Turkish Airlines Open Golf Turnuvası, Avrupa’nın en önemli golf organizasyonlarından biri. Turnuvanın burada düzenlenmesi ülkemiz için bulunmaz bir fırsat. Öncelikle Türkiye Golf Federasyonu’na ve Türk Havayolları’na bu çapta büyük ve yankı uyandıran bir organizasyonu ülkemize ve Belek’e kazandırdıkları için teşekkür ederim” diyen Fikret Öztürk, Belek’in yaklaşık 20 yıl önce sazlık, bataklık bir alan iken bugün dünyanın en önemli golf destinasyonlarından biri haline geldiğini belirtti.Turnuvanın düzenlendiği Regnum Carya Golf Kulübümüz, Avrupa’da ilk 100 saha içinde 2. sırada yer alıyor ve Avrupa’nın 18 delikli, aydınlatmalı ilk ve tek sahasıdır. Yılın 12 ayı turist ağırlamaya elverişli olan Belek, toplamda 15 golf sahası bu sporun müdavimlerine Avrupa’nın başka hiç bir yerinde bulamayacakları kusursuz bir hizmet veriyor. Bu gibi organizasyonlar sayesinde Belek’in bu potansiyelini duyurarak golf turizmindeki yerimizi  her geçen gün daha da sağlamlaştırıyoruz.”

4 Kasım 2017 Cumartesi

Tarsus Mutfağı Dünya’ya Açılıyor

Adana ve Urfa kebabına rakip olarak Tarsus Kebabı oldukça iddialı... İslam inancı ve Hristiyanlık için önemli bir merkez olan Tarsus, turizmini çeşitlendirmek için mutfağını da görücüye çıkarıyor. 1.Tarsus Gastronomi ve Araştırma Günleri Kapılarını Türk ve Yabancı basının katılımlarıyla açtı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Tarsus Belediyesi, Mersin Üniversitesi, Tarsus Ticaret Odası, Mersin Kent Konseyi ve Tarsus Kent Konseyi işbirliği ile düzenlenen festival muhteşem üç gün boyunca Tarsus’un geleneksel lezzetlerine ev sahipliği yapacak.


Organizasyonun ilk günü, Mersin Büyükşehir Başkanı Burhanettin Kocamaz ve Tarsus Belediye Başkanı Şevket Can’ın da katıldığı akşam yemeğiyle tamamlandı. Yemekte, Lübnanlı yazar ve gurme Barbara Abdini Massad, Tarsus’taki yerel tatların desteklenmesine ilişkin bir sunum da gerçekleştirdi. Londra’dan Modern Kebap yorumcularının da katıldığı organizasyon, 4 Kasım’da ST. Paul Kuyusu meydanında düzenlenecek Gastronomi Festivali ile devam edecek.



Belediye Başkanları Kebap için Kolları Sıvadı
Festival kapsamında düzenlenen basın gezisinde, Tarsus yöresine ait lezzetlerden humus, Tarsus kebabı ve Tarsusi kahvesi misafirlerin beğenisine sunuldu. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ve Tarsus Belediye Başkanı Şevket Can ev sahipliğinde gerçekleşen yemekte, başkanlar kebap yapımı için ocak başına geçip, hünerlerini sergiledi. Yabancı basın mensupları ile meşhur Tarsus kebabı yapan belediye başkanları gurmelerin odak noktası oldu. 3 gün sürecek etkinliğe Türk Aşçı Milli Takımı Kaptanı Esat Özata,  Modern Kebap Yorumcusu Edward Brunet Adıono gibi yerli ve yabancı birçok isim katılacak. 

Kültür Mozaiğinin Yansıması
Son günlerde esrarengiz kazıyla yerli ve yabancı medyanın dikkatini çeken Tarsus’un tarihi antik çağlara dayanıyor. Neolitik dönemden beri kültürlerin buluşma noktası olan Tarsus’ta, yıllarca Türkmen, Girit, Türk, Rum ve Ermeni kültürleri bir arada yaşadı. Bu kültür birlikteliği, karşılıklı olarak mutfakların birbirinden etkilenmesini sağlamış ve yaşayanların evlerinde pişen yemeklerde büyük bir çeşitliliğe yol açtı. 1. Tarsus Gastronomi ve Araştırma Günleri Tarsus mutfağının zenginliklerinin ortaya çıkarılması, tarihi güzelliklerin tanıtılması ve unutulmaya yüz tutmuş yemeklerin gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlıyor.





3 Kasım 2017 Cuma

Turkish Airlines Open Golf Turnuvası, Regnum Carya’da başladı


Avrupa’nın para ödülü en yüksek golf turnuvası olan Turkish Airlines Open Golf Turnuvası, Regnum Carya’da başladı. Avusturalyalı ünlü golfçü Marcus Fraser’in yaptığı vuruş ile başlayan turnuva Pazar günü sona erecek. 4 günlük turnuvayı tüm dünyadan yaklaşık 1 buçuk milyar kişinin izlemesi öngörülüyor.Antalya’da 5’inci kez düzenlenen Turkish Airlines Golf Turnuvası, dünyanın en önemli golfçülerinin kıyasıya mücadelesine sahne olacak. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Regnum Carya Golf&SPA Resort’te düzenlenen turnuvaya, 2016’da olimpiyatlara dahil edilen golf sporunun ilk Olimpiyat Şampiyonu Justin Rose, 2014 şampiyonu Martin Kaymer ve turnuvanın iddialı isimlerinden Henrik Stenson gibi dünyaca ünlü sporcular katılıyor. 

Büyük ödülün 7 milyon Dolar olduğu turnuvaya 3’üncü kez katılan Henrik Stenson; “Türkiye’ye gelmeyi her zaman dört gözle bekliyorum. Misafirperverlik, sahanın kalitesi ve hayranlar, gerçekten de akılda kalıcı bir golf deneyimi yaşatıyor. 2013’te yedinci ve 2014’te üçüncü olduktan sonra bu yıl sıralamamı yükseltmeye ve haftanın sonunda da ödülü almaya kararlıyım.” dedi. Turnuva öncesi yapılan basın toplantısında konuşan Türkiye Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu "Dört gün süren büyüleyici bir oyun süresince dünyadaki golf fanlarını selamlamak için sabırsızlanıyoruz" dedi.

“Bildiğiniz gibi Turkish Airlines Open Golf Turnuvası, Avrupa’nın en önemli golf organizasyonlarından biri. Turnuvanın burada düzenlenmesi ülkemiz için bulunmaz bir fırsat. Öncelikle Türkiye Golf Federasyonu’na ve Türk Havayolları’na bu çapta büyük ve yankı uyandıran bir organizasyonu ülkemize ve Belek’e kazandırdıkları için teşekkür ederim” diyerek sözlerine başlayan Regnum Carya Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Öztürk, turnuvanın asıl kazananının Türk turizmi ve Belek olduğunun altını çizdi.  Fikret Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Turnuvanın düzenlendiği Regnum Carya Golf Kulübümüz, Avrupa’da ilk 100 saha içinde 2. sırada yer alıyor ve Avrupa’nın 18 delikli, aydınlatmalı ilk ve tek sahasıdır. Yılın 12 ayı turist ağırlamaya elverişli olan Belek, toplamda 15 golf sahası bu sporun müdavimlerine Avrupa’nın başka hiç bir yerinde bulamayacakları kusursuz bir hizmet veriyor. Bu gibi organizasyonlar sayesinde Belek’in bu potansiyelini duyurarak golf turizmindeki yerimizi  her geçen gün daha da sağlamlaştırıyoruz.”

Avrupa’nın ilk ve tek gece aydınlatmalı golf sahası olan Carya Golf Club’ta oynanacak turnuvayı geçtiğimiz yıl Thorbjorn Olesen kazanmıştı. Kupasını, kendisi de bir golf tutkunu olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun elinden alan Olesen ve diğer golfçülerin olumlu izlenimleri, Belek’in ve Carya Golf Club’ın dünya çapında tanıtımına büyük katkı sağlamıştı. Geçtiğimiz yıl 45 yayıncı kuruluş tarafından 58 ülkede yayınlanan Turkish Airlines Open Golf Turnuvası‘nı, bu yıl da yaklaşık 1.5 milyar kişinin izlemesi öngörülüyor. 

Doğuş Turizm Grubu’nun Türkiye’deki ev konseptindeki ilk oteli Hyatt House Gebze açıldı

Doğuş Turizm Grubu’nun yeni yatırımı ve Hyatt markasının Türkiye’deki ev konseptindeki ilk oteli Hyatt House Gebze açıldı.Doğuş Turizm Grubu’nun yeni yatırımı, Hyatt House Gebze 1 Kasım 2017 itibariyle hizmet vermeye başladı. Otel, uzun dönem konaklama ile ev konseptini yansıtmanın yansıra otel konforunda ev keyfini yaşamak isteyenlerin beklentilerine 158 odası ile yanıt verecek. 


Türkiye’nin ev konseptindeki ilk oteli olan Hyatt House Gebze, modern mimari özellikleri taşıyor. Sıcak, misafirperver ve dost bir yaşam ortamı vadeden otel, bu özellikleriyle uzun süreli konaklayan misafirlerine komşularıyla iç içe yaşıyormuş hissini yaşatacak detaylar sunuyor. Her odasında mutfak olan otelin, günlük ihtiyaçlara cevap vermek için bir de marketi bulunuyor. Otel misafiri, ‘select servis’ hizmeti ile marketten ihtiyacı olan her şeyi resepsiyon aracılığı ile alabiliyor, otelin çamaşırhanesinde çamaşırını yıkayabiliyor. 




Gebze ilçesinde yaşam bulacak Hyatt House Gebze, game room, havuz, fitness, business center, lounge ve yeme-içme alanları ile de misafirlerine sosyalleşebilecekleri alanlar sunuyor. Gebze Sanayi Bölgesi’nde yer alan, hem iş hem de eğlence için ideal bir konumda bulunan Hyatt House Gebze, Sabiha Gökçen Havalimanı’na, alışveriş merkezlerine, üniversitelere, hastanelere ve iş merkezlerine yakınlığı ile farklılaşıyor. 

2 Kasım 2017 Perşembe

World Tourism Forum Dünya Turizmine Yön Veriyor

Türkiye turizm alanındaki  yatırımlarıyla dünyada yönlendirici oluyor
World Tourism Forum Başkanı Bulut Bağcı, Türkiye'nin yurtdışındaki turizm alanlarını değerlendirip, bu ülkelerde  yatırım yapıp, yönlendirici ülke oluyor

World Tourism Forum Başkanı Bulut Bağcı, Türkiye başka ülkelerde yatırımlar yapıp yönlendirici ülke olabilir. Buna yönelik daha önce yurt dışında etkinlikler, görüşmeler yaptık.  Bu nedenle Gana’da bir Form gerçekleştik. Gana'nın başkenti Akra'da Afrika Zirvesi düzenledik. Türkiye merkezli bir kuruluş olarak ilk kez Afrika’da bir organizasyon yaptık. Gana Devlet Başkanlığı himayesinde gerçekleştirilen zirveye çok ciddi sayıda Türk iş adamı Yabancı yatırımcı işadamlarını ve Turizmcileri götürdük. Orada yeni iş projelerini, iş ortaklıklarını Formda konuştuk. Gana Türkiye için ticari, turizm ve politik alanlarda Batı Afrika'ya açılan kapı olacak.Türkiye olarak dünya  ülkeleri arasında, turizmde söz sahibi olmaya başladık. Zor bir dönemden geçtik. Bizim ülke olarak  yaşadığımız kolay bir durum değildi. Yine de  milyonlarca turistin tercih ettiği bir ülke konumuna geldik.

Çok iyi hizmet veren konforlu otellerimiz var. Kültürel değerlerimiz ve  tarihi alanlarımız oldukça fazla. Kongre Turizmi ve Kültür Turizmi alanına bir de Gastronomi turizmini eklediğimizde, Türkiye dünyada daha çok söz sahibi olacağına inanıyorum. Hedefimiz, ilerleyen süreçte Türk turizmcilerinin burada ağırlığı olan bir duruma gelmesidir. Batı Afrika'daki diğer ülkelerden, Türkiye ile nasıl iş birliği yapabiliriz diye yatırımcılarımıza soruyorlar. Yatırım için talepler gelmeye başladı. Çok yakın bir zaman da Türk yatırımcılar Gana’da yatırıma başlayacağına inanıyorum dedi.World Tourism Forum Dünya genelinde  önemli çalışmalar yapıyor. Ülkemizin başka ülkelerdeki turistik imkanları değerlendirmesi çok önemli. Bu kapsamda Türkiye başka ülkelerde de yatırımlar yapıp, yönlendirici ülke olması için çalışmalar yapıyoruz. Buna yönelik daha önce yurt dışında etkinlikler, görüşmeler yaptık. Türkiye’de ve Dünyada turizm adına yeni gelişmelere imza atacağız. Sn; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 3i Turizm Şurasında ifade ettiği gibi devletimiz tüm imkanlarıyla turizmcinin yanındadır açıklaması turizm camiası tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. World Tourism Forum Başkanı Bulut Bağcı,  Bizlerde üzerimize düşeni yapacağız dedi.