31 Ekim 2017 Salı

RUMELİ HİSARI, KAPSAMLI RESTORASYON İLE GELECEĞE TAŞINACAK

İstanbul’un fethinde önemli rol üstlenen ve 1950’lerde açık hava müzesine dönüştürülen Rumeli Hisarı’nın bütününde yapılması planlanan restorasyon projelerinin kurul tarafından onaylandığını belirten Rumeli Hisarı Sanat Tarihi ve Arkeoloji Uzmanı Ali Zeyrek, “Birkaç yıl içinde uygulamaya geçilecek” dedi.

İstanbul Boğazı, Roma İmparatorluğu’ndan bu yanaAnadolu’nun Trakya ile birleşme noktasında bulunan önemli bir su yolu kavşağı. 1452’deyapılan Rumeli Hisarı ise bu su yolunun korunması için tarihte önemli birişleve sahip. İstanbul Boğazı’na sahip olmak için 1451’de inşa edilen,İstanbul’un fethinde önemli rol üstlenen ve 1950’lerde açık hava müzesinedönüştürülen Rumeli Hisarı, kapsamlı bir restorasyona hazırlanıyor. RumeliHisarı Sanat Tarihi ve Arkeoloji Uzmanı Ali Zeyrek, ‘Rumeli HisarıRestorasyonu’ başlıklı bir söyleşide İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) AnadoluBİL Meslek Yüksekokulu (ABMYO) Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü MimariRestorasyon Programı öğrencileri ile bir araya geldi. İAÜ Florya Halit AydınYerleşkesi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan tarihi eser uzmanı Ali Zeyrek,İstanbul’un tarihi eser olarak en önemli nirengi noktalarından biri olan RumeliHisarı’nın tarihçesi, konumu, mimarisi ve restorasyonu özelinde bir sunumgerçekleştirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir müze olan RumeliHisarı’nın inşa edildiği dönemden günümüze kadar nasıl geldiğine ilişkinbilgiler aktaran Zeyrek, Rumeli Hisarı’nın İstanbul’un Fethi’nde ve Osmanlıİmparatorluğu’nun yükseliş tarihinde önemli bir rol oynadığı mesajı verdi.

“İstanbul Boğazı, hem Roma İmparatorluğu döneminde, hem DoğuRoma İmparatorluğu Dönemi’nde, hem Osmanlı Dönemi’nde, hem de günümüzde önemlibir su yoludur. Tarih boyunca su yollarının E-5’i olmuş” diyen Zeyrek, RumeliHisarı’nın stratejik olarak önemli bir noktada olduğunu ve su yolunu kontroletmek için Anadolu Hisarı’nın karşısına Fatih Sultan Mehmet tarafından yapıldığınısöyledi. Zeyrek, yapım aşamasındaki detaylara ilişkin şu bilgiyi verdi: “30 binmetrekarelik Rumeli Hisarı hisarın inşasında 300 usta, 700-800 işçi, 2 binarabacı, kayıkçı, nakliyeci çalışıyor. Fatih Sultan Mehmet her bir burcuninşası için bir vezir görevlendiriliyor. Saruca Paşa, Çandarlı Paşa ve HalilPaşa, kendi adlarıyla anılan büyük burçları inşa ediyorlar. İstanbul’un Fethiiçin önemli bir rol üstleniyor. 1800’lerin başına kadar aktif olarak su yolunukoruma görevi görüyor. 1960’tan sonra açık hava müzesi olarakişlevlendiriliyor.”

Rumeli Hisarı’nın 1950’lerde yapılan restorasyonçalışmalarının ardından son 60 yıldır herhangi bir restorasyona tabitutulmadığını belirten Zeyrek, bugün itibariyle Rumeli Hisarı’nın geleceknesillere aktarılması noktasında ciddi bir restorasyona ihtiyaç duyduğunubelirtti: “Esaslı restorasyon 1953-1957 arasında yapıldı. Tarihi eserlerdeortalama restorasyon döngüsü 40-50 yıldır. Rumeli Hisarı’nın da bugünitibariyle restorasyona ihtiyacı bulunuyor. Yapımında topografyadan çıkangevşek kayaçlar kullanılmış. Bu taşlar ufalanmış durumda. Rumeli Hisarı’ndabulunan üç büyük kulenin üzerindeki külahlar, 1890’lı yıllardan sonra kayboldu.Dolayısıyla yağmur suları, olduğu gibi kulelerin içine girerek hasarlara yolaçmış durumda. Saruca Kulesi’nin en üst katında bulunan Fatih Divanhanesi’ninüstünde bulunan kubbenin üzerinde olması gereken kurşun, 1950’lerde popülerolan çimento ile taklit edilerek tahrip edilmiş.”

Rumeli Hisarırestorasyona hazırlanıyor
Rumeli Hisarı’nın bütününde yapılması planlanan restorasyonprojelerinin kurul tarafından onaylandığını belirten Ali Zeyrek, “Aslolankorumaktır, yani konservasyondur. Rumeli Hisarı’nın da pafta pafta röleveleriçizildi, restütisyonu yapıldı, restorasyon projesi onaylandı. Birkaç yıl içindeuygulamaya geçilecek” dedi.

‘Rumeli Hisarıişlevlendirilerek geleceğe taşınabilir’
1452 yılında yapılan Saruca Paşa, Zağnos Paşa ve HalilPaşa Kuleleri ile bir anıt eser olan Rumeli Hisarı’nın Fatih’in İstanbul’u fethi,inşa süreci ve tekniği açısından önem arzeden bir özellik gösterdiğine dikkatçeken ABMYO Mimarlık ve Şehir Planlama Bölümü MimariRestorasyon Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Sedes, RumeliHisarı’nın günümüze kadar ulaşmasında ve bugün müze işlevi olarakkullanılmasında, yakın dönem tarihimizde yapılan restorasyon çalışmalarının daönemli bir payı olduğuna işaret etti. Rumeli Hisarı’nın su yolu yakınındaolması nedeniyle fırtına, iyot, nem vs gibi birçok dış etkenin baskısı altındakaldığını ve hem kimyasal hem de fiziksel olarak etkilendiğini belirten Yrd.Doç. Dr. Sedes, bu tür tarihi eser yapı restorasyonunda işlevlendirmeçalışmasının da eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rolüstlendiğini söyledi: “1953 yılında Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın de girişimlerisayesinde aralarında Semra Emler, Cahide Tamer ve Mualla Eyüboğlu Anhegger’inbaşını çektiği üç yiğit mimarın yaptığı restorasyonun, yapının günümüze kadargelmesinde önemli payı var. Restorasyon olmasa, kuleler de surlar da harapolacaktı. İlk işlevini kaybetmiş olmasına rağmen, Rumeli Hisarı’nın 1950’liyıllarda yapılan restorasyon ile müze işlevini kazanmış olması, geleceknesillere aktırılması açısından önemlidir. Yapının ömrünü uzatmak, ona işlevvermekle ilintili. Tarihi yapının dokusuna uygun olarak müze, kütüphane,kafeterya gibi sosyal dokuları da ihtiva edecek bir işlevlendirme önemli.”

‘Restorasyondaçimento asla kullanılmamalı’
Yrd. Doç. Dr. Sedes, her tarihi eser için koşullara uygunbir restorasyon uygulaması yapmanın önemli olduğuna dikkat çekti: “Tarihiyapılarda yapılan birçok koruma amaçlı çalışmaları ‘restorasyon’ üst başlığıaltında tanımlıyoruz. Özgün tarihi eseri fazla yapılmış eklerden arındırmaya ‘liberasyon’diyoruz. Yapıda yıkılma tehdidi varsa sağlamlaştırmak için ‘konsolidasyon’yaparız. Yapının ömrünü uzatmak için işlevini yitirmiş olan alanlara, moderneklerle destekleyerek yeni işlevler kazandırmak için ‘renovasyon’ yapılır. Olduğugibi muhafaza etme çalışmasına ise ‘konservasyon’ diyoruz. Aykırı müdahaledebulunmadan o eserin ömrünü uzatmak için yapılan minimum müdahaledir. Buradakullanılması gereken malzemelerin geri dönüşümlü olması önemli. Asla çimentokullanılmamalı. Çimentonun artık taşa bile zarar verdiği tespit edilmişdurumda.”

Tarihi eserlerigeleceğin restorasyon uzmanları kurtaracak
Gerek restorasyon ve konservasyon çalışmaları, gerek tuval üzerine replika çalışmaları, gerek bezeme çalışmaları, gerekse tarihi eser maket çalışmaları ile kültürel değerlerimizin geleceğe taşınmasına katkı sunan önemli bir alan olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Fatma Sedes, Türkiye’de bilimsel restorasyon konusunda bir takım bilinçli çabaların olduğunu ifade etti.Ancak uygulama noktasında istenilen bir seviyenin halen yakalandığını söylemenin zor olacağına vurgu yapıyor ve uygulama sıkıntısının had safhada olduğu tarihi eser restorasyonu konusunda yeni yetişen restorasyon öğrencilerinin kurtarıcı bir rol üstleneceğine vurgu yaptı.

Sağlık turizmi için gelenler, Residence’ları tercih ediyor

Avrupa Residence Suites’de konaklayanların  %50’sini sağlık turistlerinden oluşuyor
Onkoloji, ortopedi gibi uzun dönemli sağlık tedavileri için ülkemize gelenler, ağırlıklı olarak residence’larda konaklamayı tercih ediyor. Bulgaristan, Gürcistan, Irak gibi bulunduğumuz coğrafyadaki ülkelerden gelen sağlık turistlerinin sayısı her geçen yıl artıyor. Avrupa Residence Suites’de konaklayanların yaklaşık %50’sini sağlık turistlerinin oluşturduğunu kaydeden Avrupa Residence Suites Genel Müdürü Ercan Yılmaz, şunları söyledi: “Bölgemizdeki birçok hastane ile anlaşmamız bulunuyor. Onkoloji, ortopedi gibi, 2 ay ve üzeri süren uzun soluklu tedaviler için gelenler, ev konforu yaşatması nedeniyle residence’ları tercih ediyor. Bir otel odasından daha büyük metrekaresi olan, içinde mutfağı dahil imkanları bulunan residenceler, 1+1, 2+1, 3+1, 4+1 gibi farklı daire alternatifleri sunmasıyla da, refakatçisiyle gelen hastaların, tedavileri boyunca kendilerine ait bir odada dinlenebilmesine imkan sağlıyor” dedi. 

Ortadoğu pazarı ‘Residence’ diyor  
Ortadoğu pazarında güçlü olduklarını ve yoğun misafir ağırladıklarını anlatan Ercan Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti: “TEM Avrupa Konutları bitişiğinde bulunan Avrupa Residence Suites, 2012 yılında faaliyete başladı. 147 adet dairenin bulunduğu tesisimiz, ağırlıklı olarak 85m2 ve 120m2 tam donanımlı dairelerden oluşuyor. Ayrıca, 270m2 teraslı dubleks ve 250m2 seyir teraslı 360 derece manzarası olan dairelerimiz de mevcut. Oda sayısı yüksek olan dairelerimizde,10- 13 kişiye kadar konaklama olduğundan, özellikle Suudi Arabistan başta olmak üzere Ortadoğulu turistler tarafından yoğun talep görüyoruz. Misafirlerimiz, yemeklerini kendileri pişirebileceği gibi tesisin dışındaki restoranlardan da sipariş verebiliyor. Residence olarak aynı zamanda, bir otelin sunduğu, resepsiyon, güvenlik, temizlik, kapalı yüzme havuzu, sauna, fitness salonu gibi hizmetleri biz de veriyoruz” diye konuştu. 

2018 yılında %75 doluluk hedefliyor 
Gelecek yılın hedeflerine değinen Ercan Yılmaz, şunları kaydetti: “Bu yılı, %65’in üzerinde doluluk ortalamasıyla kapatacağız. 2018 yılı hedefimiz, %75 doluluk oranlarına ulaşmaktır. Önümüzdeki yıl, uzun süreli sağlık ve iş turizmi için gelen misafirlerimizin yanı sıra, Ortadoğu ülkelerinden gelen turistleri ağırlamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



Avrupalı liman yöneticileri, Kuşadası Limanı’nda eğitim aldı

Avrupa Limanlarının yöneticilerinden oluşan 23 kişilik heyet, Türkiye’nin lider limanı Ege Port’u ziyaret ederek, eğitim aldılar. Başta İspanya, İtalya, Portekiz, Malta, Yunanistan ve Fransa olmak üzere Avrupalı liman yöneticileri, Kuşadası Limanı’ndaki başarılı iş modellerini limanlarına da taşıyacaklarını belirtti. 

Akdeniz Kruvaziyer Limanları Birliği’nin 5’incisi düzenlenen PDC (Professional Development Course) – Kariyer Geliştirme Programı çerçevesinde gerçekleşen ziyarette, Akdeniz’in çeşitli limanlarından gelen 23 liman yöneticisi, Ege Port Kuşadası Limanı’nı inceledi. Başta İspanya, İtalya, Portekiz Malta Yunanistan ve Fransa olmak üzere Avrupa’nın çeşitli limanlarının yöneticilerinden oluşan konuk heyet, Ege Port Genel Müdürü Aziz Güngör tarafından karşılandı. Avrupalı liman yöneticilerine tesisi gezdiren Aziz Güngör, aralarında liman otoritelerinin de bulunduğu misafirlere, başarılı işletmecilik modeli hakkında da bilgi verdi.

Kuşadası Limanı’nın, “Dünyanın en büyük ve lider kruvaziyer liman işletmecisi” Global Ports Holding’in ilk limanı olması itibariyle adeta bir akademiye dönüştüğüne dikkat çeken Ege Port Genel Müdürü Aziz Güngör, “Kuşadası Limanı oluşturduğu başarılı işletmecilik modeli ile bugün Akdeniz’deki birçok liman işletmesine örnek teşkil etmekte, ilham vermektedir. MEDCRUISE – Akdeniz Kruvaziyer Limanları Birliği’nin 5’incisi düzenlenen PDC (Professional Development Course) – Kariyer Geliştirme Programı çerçevesinde, Ege Port Kuşadası Limanı’nın oluşturduğu başarılı işletmecilik modelini bizzat yerinde görmek ve incelemek isteyen Akdeniz’in birçok limanından gelen kıymetli yöneticiler ile bugün bir eğitim ve inceleme çalışması yürüttük. Kruvaziyer turizminin çok zor günler geçirdiği şu dönemde Kuşadası Limanı olarak başarılı işletmecilik modelimizle ilham kaynağı olmak, bizleri ziyadesiyle gururlandırmakta ve memnun etmektedir. Sadece ülkemizin değil Akdeniz’in de en önemli kruvaziyer limanlarından biri olan Ege Port Kuşadası Limanı, tüm zorluklara rağmen çalışmalarına hız kesmeden devam etmektedir” dedi. Günün ilk yarısında bilgi alışverişi ve incelemelerde bulunan Avrupalı Liman Yöneticileri de, Ege Port Kuşadası Limanı’nı büyük bir beğeni ve ilgi ile incelediklerini belirterek, edindikleri tecrübeleri kendi limanlarında da uygulayacaklarını ifade ettiler. 

Klasik araçların Cumhuriyet Konvoyu

İKOD’dan  (İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği) Cumhuriyet’in 94.Yılına Özel Konvoy
İKOD (İstanbul Klasik Otomobilciler) Derneği üyeleri, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94.yılında; Mobil 1’in destekleriyle  İstanbul’un her iki yakasında da kutlama yaptı. Onlarca klasik araçla 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde Türk bayraklarıyla “Yaşasın Cumhuriyet” konvoyu oluşturan İKOD konvoyu, renkli görüntülere sahne oldu. 

Avrupa Yakası’nda,Fatih Adnan Menderes Bulvarı’nda (Vatan Caddesi) ve Anadolu Yakası’nda Kadıköy Bağdat Caddesi’nde gerçekleşen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resmi geçit törenlerine katılan İKOD, saat 13.00’da yüzden fazla klasik araçla,15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçerek “Yaşasın Cumhuriyet” konvoyu oluşturdu. Konvoy Zincirlikuyu’dan geri dönerek  seyrine Kadıköy’de son verdi. Geçit sonrasında  Kalamış Khalkedon tesislerinde sergilenen Türk bayrakları ve balonlarla süslenmiş, yarım asrı devirenk rengarenk klasik araçlardan oluşan konvoy,  vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. 

“Yaşasın Cumhuriyet” konvoyunda sürpriz isim!
Cumhuriyet’in 94.yılı sebebiyle düzenlenen “Cumhuriyet Konvoyu” katılımcıları arasında usta radyocu ve stand up’cı Nihat Sırdar da vardı. 1962 model Chevrolet Impala aracıyla konvoydaki yerini alan Sırdar, vatandaşlarla bol bol fotoğraf çektirdi. 


29 Ekim 2017 Pazar

İstanbul Havalimanlarından 71 Milyon Yolcu Uçtu

Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen’i kullanan yolcu sayısı yılın 9 aylık diliminde 71 milyon 129 bin 281 kişi oldu.Araştırmaya konu olan dönem içerisinde havayolu ve havayolu trafiği ile ilgili ise 8 bin 134 haber çıkışı belirlendi.

Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerini derleyerek İstanbul’un havayolu trafiğini inceledi. Ajans Press’in edindiği bilgilere göre, 2017 yılının ilk 9 ayında İstanbul havalimanlarından gelen-giden yolcu sayısında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre artış sağlandı. Bu yıl Ocak-Eylül arası dönemde Atatürk Havalimanı iç hatlar terminalini 14 milyon 635 bin 984, dış hatları ise 33 milyon 10 bin 845 olmak üzere toplamda 47 milyon 646 bin 829 yolcu kullandı.Sabiha Gökçen Havalimanı’nı ise 15 milyon 693 bin 971’i iç hatlar, 7 milyon 788 bin 481’i dış hatlar olmak üzere toplamda 23 milyon 482 bin 452 yolcuya ev sahipliği yaptı. 


511 BİN 797 SEFER YAPILDI
Atatürk Havalimanı’nda bu yıl içerisinde toplam 345 bin 982 uçuş gerçekleşti. Aynı dönemde bu rakam Sabiha Gökçen’de 165 bin 815 olurken bu şekilde toplam 511 bin 797 uçak iniş ve kalkış gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde ise Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarında 533 bin 432 uçuş gerçekleşmişti.



TAV kârını yüzde 49 artırdı

TAV Havalimanları 2017 yılı dokuz aylık dönemde 87 milyon yolcuya hizmet verdi ve 163 milyon avro kâr elde etti. Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki önemli markası TAV Havalimanları’nın konsolide cirosu, 2017 yılının ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artarak 854 milyon avroya ulaştı. Şirket sene sonu ciro ve kar beklentilerini de yukarı yönlü revize etti.

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener  “2017 yılı, havacılık sektörünü bir seneden uzun bir süredir etkisi altına alan gelişmeler sonrası toparlanma yılımız oldu. Türkiye’de faaliyet gösterdiğimiz havalimanları yolcu sayılarında kuvvetli bir büyüme başladı. Böylece, İstanbul Atatürk Havalimanı şehir çıkışlı dış hat yolcu trafiği ilk dokuz ayda yüzde 6 büyüme gösterdi. Ankara Esenboğa Havalimanı, 2016 yılının sonunda başlayan yeni uçuş noktalarının etkisiyle dış hatlarda yüzde 35 artış sergiledi. Gürcistan bu dönemde, Rusya, BDT, Ortadoğu ve İsrail trafiğindeki artışla birlikte yüzde 44 büyüdü. Medine göz alıcı büyümesine yüzde 20 ile devam etti. Wizzair’in Üsküp’e konuşlandırdığı dördüncü uçakla birlikte Makedonya da yüzde 12’lik büyüme kaydetti. İlk dokuz ayı avro bazında yüzde 5 ciro, yüzde 12 FAVKÖK ve yüzde 49 net kâr artışı ile tamamladık. Ciro ve FAVKÖK artışı beklentilerimizin üstünde geldiği için sene başında açıkladığımız bu kalemlerdeki yatay seyir beklentilerimizi yukarı doğru revize ettik. TAV tarihinde elde ettiğimiz en yüksek çeyreklik ciro, FAVKÖK ve net kârı bu çeyrekte elde ettik. Sene sonu için avro bazında yüzde 1-3 arası ciro ve yüzde 6-8 arası FAVKÖK artışı bekliyoruz. 

Bu sene yaptığımız toplam 35 milyon avroluk yatırımın 17 milyon avrosu ile Gürcistan’ın terminal kapasitesini artırdık. Gürcistan’ın ilk dokuz aydaki yüzde 44’lük yolcu büyümesi bu yatırımımızın ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor.

Suudi Arabistan’da üç yeni havalimanını -Yanbu, Qassim ve Hail- işletmeye hak kazandık. Küba’da işleteceğimiz havalimanlarıyla ilgili görüşmelerde önemli mesafe kaydettik. ATÜ ve BTA, yeni işletme noktaları için hazırlanıyor. Bilişim şirketimiz TAV Teknoloji, Körfez bölgesinde birçok ihale kazandı. Bugün itibarıyla TAV markası altında 15 ülkede yolcu salonu işletiyoruz. Bu ülkelerin arasında ABD, Şili, Almanya, İsviçre ve Kenya’yı ana faaliyet coğrafyamız dışında ülkeler olarak sayabiliriz. 

Üçüncü çeyrekte Akfen Holding’in yüzde 8 seviyesinde TAV Havalimanları hissesi, Groupe ADP tarafından satın alındı. Uluslararası yatırımcılar da Tepe ve Sera’nın toplam yüzde 3,6’lık hissesini satın aldı. Böylece TAV’ın halka açıklık oranı yüzde 44,3’e yükseldi. Bu işlemlerle hem Groupe ADP hem de uluslararası yatırımcılar TAV’a güvenlerini tekrar ifade etmiş oldu. TAV Havalimanları, önümüzdeki dönemde Groupe ADP’nin faaliyet gösterdiğimiz ana coğrafyalardaki genişleme aracı olacak.

TAV Havalimanlarını bugünlere getiren hissedarlarımız, iş ortaklarımız ve çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi.


2016 9A
2017 9A
% değişim 
Konsolide ciro*
813,7
854,0
%5
FAVKÖK*
460,6
513,9
%12
FAVKÖK marjı (%)
56,6%
%60,2
3.6 puan
FAVÖK*
349,2
391,2
%12
FAVÖK marjı (%)
%42,9
%45,8
2.9 puan
Net Kâr
109,8
163,4
%49



Yolcu sayısı (mn)
80,4
86,7
%8
- Dış hat
45,5
49,7
%9
- İç hat
34,9
37,0
%6


22 Ekim 2017 Pazar

Halilbeyli ile Gradisce'nin kardeşliği perçinlendi

Halilbeyli ve Gradisce köyleri kültür ve sanat dernekleri arasında da kardeşlik ilişkisi kurdu




İzmir'in Kemalpaşa ilçesinin Halilbeyli ile Bosna Hersek'in Zenica kentinin Gradisce köyleri “arasındaki kardeşlik ilişkisi imzalanan ikinci protokolle perçinlendi.Her iki köyün kültür ve sanat dernekleri arasında da kardeşlik ilişkisi kurdu. Halilbeyli'de törenle imzalanan iki protokol, Bosna Hersek ile Türkiye'den birbirine 1851 kilometre uzaklıktaki köyler arasındaki dostluk ve kardeşlik bağını güçlendirdi.

Meksika Restoranı Los Altos Seferihisar’da kendi tarlasını kurdu

Meksika Restoranı Los Altos İstanbul Seferihisar’da kendi tarlasını kurarak tarım yapmaya başladı. Seferihisar Belediyesi’nin desteğiyle restoranın mutfağında kullanılan habanero ve jalapeno biberi, tomatillo (yeşil domates), kişniş, lime (yeşil limon) gibi sebze ve meyveleri kiraladığı tarlaya ekerek ilk hasadını gerçekleştiren Los Altos, İstanbul Meksika Konsolosluğu ve Seferihisar Belediyesi işbirliği ile “Meksika Köyü” projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor.


Dünyada esen Meksika rüzgarı ülkemizde de yeme içme sektöründe etkisini gösteriyor. Geçtiğimiz yıl kapılarını açan Meksika Restoranı Los Altos İstanbul, İzmir Seferihisar Belediyesi'nden tarla kiralayarak mutfağında kullandığı habanero ve jalapeno biberi, tomatillo (yeşil domates), mavi ve kırmızı mısır, marul, salatalık ve çilek ile Meksika mutfağının olmazsa olmazı kişniş ve lime (yeşil limon) yetiştirmeye başladı. Slow food akımı ve sürdürülebilir tarımı destekleyen Los Altos İstanbul’un sahibi ve işletmecisi Deniz Çelikkol, “Açıldığımız günden beri misafirlerimize orjinal Meksika lezzetlerini sunabilmek için taco ve tortilla cipslerinde kullandığımız Meksika unu “masa harina”yı valizlerle yurtdışından getirdik. Birkaç ay önce Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de desteğiyle Seferihisar’da bir tarla kiraladık. Bu tarlaya sadece solucan gübresi kullanarak Los Altos’un mutfağında sıklıkla tükettiğimiz habanero ve jalapeno biberi, tomatillo (yeşil domates) ektik. Meksika mutfağında en çok kullanılan malzeme olan kişniş ve lime (yeşil limon) da ana ürünlerimizden. Mavi ve kırmızı mısırı da deneyerek nasıl bir verim alacağımıza bakıyoruz. Bu malzemelerin yanısıra misafirlerimize marul, salatalık ve çilek gibi yiyecekleri de kendi tarlamızdan toplayıp getirip aracısız sunmayı önemsiyoruz” diye konuştu.

Seferihisar’da “Meksika Köyü” kurulacak
İstanbul Meksika Konsolosluğu ve Seferihisar Belediyesi işbirliği ve desteğiyle bir “Meksika Köyü” kurmayı planladıklarının altını çizen Çelikkol, Los Altos’un mutfağında her gün taze sebze ve meyve kullandıklarını belirterek “Mutfağa katkı maddesi içeren hiçbir sağlıksız gıda girmiyor. Ektiğimiz bu ürünlerden aldığımız mahsulleri değerlendirdikten sonra alanı gitgide genişletmeyi planlıyoruz. Benzer kültürlere  ve mutfağa sahip Türkiye ve Meksika arasında güzel bir dostluk köprüsü kuracağımıza inanıyoruz. Tarlada hiçbir kimyasal gübre kullanmadan sadece “solucan gübresi” ile tarım yapıyoruz” dedi.

Ürünlerin perakende satışı da gerçekleşecek
Los Altos İstanbul, Seferihisar’daki tarlada yetişen ve Türkiye’de kolaylıkla bulunamayan bazı taze malzemeleri ihtiyaçları doğrultusunda diğer restoranların şeflerine de tedarik etmeyi planlıyor. İlerleyen dönemde kurulacak üretim tesisi ile ürünlerin çeşitli noktalarda perakende satışı da gerçekleşecek.  

TÜRSAB Başkan Adayı Firuz Bağlıkaya,Hizmet bedeli dayatmasına son vereceğiz

Seçim turlarına tüm hızıyla devam eden TÜRSAB Başkan Adayı Firuz Bağlıkaya’nın bugünkü durağı Konya oldu.TÜRSAB Başkan Adayı Firuz Bağlıkaya,hizmet yapılmadan alınan hizmet bedeli dayatmasını ortadan kaldıracaklarını söyledi.TÜRSAB Başkan Adayı Firuz Bağlıkaya, seçim çalışmaları dolayısıyla gittiği Konya’da büyük ilgiyle karşılandı.Bağlıkaya’nın Hac ve Umre acentalarının yoğun olarak faaliyet gösterdiği Konya’da gerçekleştirdiği kahvaltılı toplantıya Konya ve Karaman’dan 80 acenta temsilcisi katıldı.


"Hizmet bedeli dayatmasını ortadan kaldıracağız"
Meslektaşlarıyla Hilton Oteli’nde bir araya gelen Firuz Bağlıkaya, Hac ve Umre acentalarının faaliyetlerini yürütürken TÜRSAB’dan tur onay yazısı alma zorunluluğunu ve hizmet yapılmadan alınan hizmet bedeli dayatmasını ortadan kaldıracaklarını söyledi.



"Sahte acentalara son vereceğiz"
Kaçak faaliyet gösteren sahte seyahat acentalarına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini belirten TÜRSAB Başkan Adayı Firuz Bağlıkaya; ağır cezalar içeren yasal düzenlemeler yapılmasını sağlayacaklarını belirtti.

Konyalı acentaların sorunlarını dinledi
Hava yollarının web sitelerinde, seyahat acentalarından daha ucuza bilet satışı yapmalarını yasal yollarla engelleyeceklerini ifade eden Firuz Bağlıkaya, Konyalı meslektaşlarının fikir ve önerilerine de kulak verdi.Firuz Bağlıkaya, toplantı sonrasında Mevlana Türbesi ile Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti.

2018 TROİA yılı hazırlıkları bütün hızıyla sürüyor

Avrupa'da Kültür Mirası Yılı ve Troia Müzesi’nin açılış yılı olacak
TÜRSAB Bölge Yürütme Kurulları ve toplamda 400’e yakın acentesi ile Çanakkale’de “2018 Troia Yılı” lansman toplantısına katıldı

TÜRSAB Bölge Yürütme Kurulları ve toplamda 400’e yakın acentesi ile Çanakkale’de bir araya gelen Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) üyeleri Troia Antik Kenti’nde gerçekleştirilen “2018 Troia Yılı” lansman toplantısının ardından gece de Kolin Hotel’de düzenlenen gala yemeğinde bir araya geldi. Organizasyonun ev sahipliğini TURSAB Çanakkale Körfez BYK Başkanı Turgay Kılıç’ın yaptığı gala yemeğinde ÇATOD Başkanı ve 2018 Troia Yılı İcra Komitesi Üyesi Armağan Aydeğer, “2018 Troia Yılı” ile ilgili bir sunum yaptı.




Troia’nın neden bu kadar önemli olduğuna değinerek, “Yunan Mitolojisinden Avrupa’nın köklerine, Kafkaslardan Pers Kültürüne, Anadolu Medeniyetlerine, Roma ve Paris’in köklerine, Pers İmparatoru Serhas’tan, Makedonya Kralı Büyük İskender’e, Troia Kahramanı Aeneas’tan, Roma İmparatoru Julius Caesar’a Troia güç, kök ve ilham vermiştir. Troia Anadolu’muzun en kadim değerlerinden bir tanesidir. Fatih Sultan Mehmet'ten Mustafa Kemal Atatürk'e derin izleri vardır. Fatih Sultan Mehmet İlyada'nın orijinalini Johannes Dokeianos'a yazdırmıştır. 3 kopya İlyada Topkapı Sarayındadır. 1462 yılında bölgeyi  ziyaretinde “Asyalıların öcünü aldık” demiştir. Mustafa Kemal Atatürk’te Troia ve İlyada’dan etkilenmiştir. 1922 Dumlupınar Zaferi’nden sonra “Troia'nın Öcünü Aldık” demiştir. Troia aynı zamanda doğu ve batı arasındaki diyaloğun ve mücadelenin en köklü simgesidir. Doğu ile batının sıfır noktasıdır. Geçmişe ve geleceğe ışık tutan Troia doğu ile batı arasında Anadolu’nun stratejik konumunun merkezi olmuştur” dedi.


“TROİA YILI ÜLKEMİZ İÇİN ULUSLARARASI STRATEJİK BİR KÜLTÜR VE TURİZM HAMLESİ OLACAK”
2018 Troia Yılı’nın UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesine girişinin 20. yıldönümü olması sebebiyle önemine de değinen Armağan Aydeğer, “2018 Troia'nın UNESCO  Dünya Kültür Mirası Listesine girişinin 20. Yıldönümü, Avrupa'da Kültür Mirası Yılı ve Troia Müzesi’nin açılış yılı olacak.


Troia Yılı ile birlikte dünyanın en fazla bilinen 2. kültürel mirası Troia, Anadolu’nun kadim değeri olarak konumlandırılarak, ülkemiz için uluslararası stratejik bir kültür ve turizm hamlesi olacak. Türkiye, Troia 2018 yılı boyunca uluslararası işbirlikleri ve kültür, sanat, bilim ve spor etkinlikleri ile dünya'nın buluştuğu bir merkez haline gelecek. Büyük Troia buluşması etkinliği, tüm dünyayı Anadolu topraklarında buluşturacak, küresel ölçekte bir yankı üretecek” 
şeklinde konuştu.

Gala yemeğinde ayrıca Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Onur Gözet, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz da birer konuşma yaparak 2018 Troia Yılı’nın önemine değindiler.




Program sonunda ise TURSAB Çanakkale Körfez BYK Başkanı Turgay Kılıç ve TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy Çanakkale Valisi Orhan Tavlı’ya günün anısına plaket verdiler. Öte yandan programın gerçekleşmesinde büyük emek harcayan TURSAB Çanakkale Körfez BYK Başkanı Turgay Kılıç ve Genel Sekreter Ahmet Çelik de katılımcılar ile ayrı ayrı ilgilendiler.

Ali Ağaoğlu’ndan Oğlu Emre’ye Sürpriz Doğum Günü Partisi

Ali Ağaoğlu oğlu Emre ve  sınıf arkadaşlarıyla  doğum gününü kutladı
Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, Ortaköy’deki muhteşem evinde ortanca oğlu Emre Ağaoğlu’nun doğum gününü kutladı

Ali Ağaoğlu oğlunun doğum günü kutlaması için hiçbir masraftan kaçınmayarak havuz başında organize ettiği doğum günü partisinde sadece Emre’nin sınıf arkadaşları vardı. 13 yaşına basan Emre Ağaoğlu arkadaşları ile birlikte bol bol evin bahçesinde gezip eğlenirken aynı zamanda evin bahçesinde  bulunan hayvanlar ile güzel vakit geçirdiler. Ali bey doğum günün de küçük oğlu Mert’i de çağırarak iki oğlu Emre ve Mert ile güzel ve eğlence dolu bir gün geçirdi. Ünlü işadamı onlarca çocuğun arasında kız arkadaşı Duygu Su Gülpınar ile çocukluk günlerine geri dönerek bol bol patlamış mısır ve pamuk şekeri yiyerek hoş zaman geçirdiler.

20 Ekim 2017 Cuma

Bavullarla Meksika'dan gelen lezzetler

Şehrin Meksika Restoranı Los Altos İstanbul
Aztek ve Maya Uygarlıkları’nın beşiği Meksika’nın binlerce yıllık lezzetleri, Meksikalı Şef Felipe Mendez’in danışmanlığında oluşturulan menüsüyle Taksim Los Altos İstanbul’da . New York’ta üç Meksika restoranı olan ve 3 yıldır Michelin tavsiyesi alan La Superior’ı yöneten Şef Felipe Mendez ile çalışan Los Altos İstanbul, gerçek Meksika yemeklerini İstanbul’da sevenleriyle buluşturuyor.

Menüsünde taco’dan quesedilla’ya, enchilada’dan ceviche’ye Meksika Mutfağı’nın pek çok ünlü lezzetini bulunduran Los Altos İstanbul, tarih öncesine dayanan MezoAmerika kültürü ile müthiş bir bütünlük oluşturan dinamizme sahip lezzetleri lokalleştirmek yerine, lokal tatlara en uygun olanları seçip orjinaline bağlı kalarak sunuyor. Meksikalılar’ın sofrasından eksik etmediği fasulye, avokado, mısır ve biberle yapılan çeşitli sosları; yerel Meksika ürünleriyle, tortilla ekmeklerini; orijinal Meksika unu (masa harina) ile hazırlayan mekan, kullandıkları bazı malzemeleri de Amerika, Prag ve Berlin'den getiriyor.

Meksika tadında kokteyller
Galatasaray Lisesi’nin sokağındaki 45’lik’in teras katında, enfes manzaraya sahip olan ve İstanbul’un ışıklarını ayaklarınızın altına seren Los Altos İstanbul, profesyonel miksolojistlerin elinden çıkan pek çok farklı imza kokteyliyle en iyi olma iddiasını ortaya koyuyor.

Mekanın kokteyl menüsünde İstanbul gece hayatına damgasını vurmuş olan İndigo’nun bar şefi Okay Güney’in dokunuşları bulunuyor. Meyve ve taze baharatlarla elde edilen infuse kokteyller Meksika Mutfağı ile eşleştirilerek, 80’ler ve 90’ların popüler kokteylleri modern tekniklerle yeniden canlandırılıyor.



Mekanın öne çıkan kokteyllerinden ‘Chili Mango Margarita’ reposado tekilanın iki haftalık infüzyon süreciyle başlayıp sunum aşamasına kadar 6 farklı işlemden geçmesiyle ortaya çıkıyor. Taco’larla mükemmel bir eşleşme oluşturan kokteyl, damakta Meksika biberinin acısını ve mangonun tropikal tadının alınmasını sağlıyor. Meksika biberleriyle pişmiş 'Bonfile Alambre' ise tekila ve passion fruit ile hazırlanan 'Jalapeno Altos' ile eşleştiriliyor. Ceviz bitterle hazırlanan ve yemek sonrası alınacak bir Ahumado da viskiye bakışaçınızı değiştirebilir.


Cuma akşamları misafirlerini Mariachiler'in ezgileriyle ve canlı performanslarıyla ağırlayan mekan, Cumartesi akşamları Latin Dans Gecesi düzenleyerek terasta dans keyfi sunuyor. Los Altos'ta her Salı “Taco Tuesday” düzenlenerek misafirlere bir margarita ve sınırsız taco deneme imkanı sunuluyor. Mekan vefat edenleri anmak amacıyla 2-3 Kasım akşamı  Meksika'nın dini ve ulusal bayramı olan Ölüler Bayramı'nı canlı müzik ve çeşitli etkinliklerle kutlayacak.


Los Altos Hakkında:
Los Altos İstanbul, Tomtom Mahallesi Yeni Çarşı Sokak’ta, 45’lik’in teras katında, eski CUE Bar’ın işletmecisi Deniz Çelikkol tarafından Kasım 2015’te kapılarını açtı. Mekanın menü danışmanlığını Meksikalı Şef Felipe Mendez, bar danışmanlığını miksolojist Okay Güney yaparken, mekan ve mutfak danışmanlığını ise MSA’nın kurucularından Osman Serim üstlendi. Los Altos'un iç tasarımında Maya Kültürü’ne ait desenlerden ilham alındı. Tasarımını Süd. Creative Studio’nun hazırladığı mekanın konsept ve uygulamasını ise ‘2x1 Architects – İkikerebir’ ve ‘İyiofis’ yaptı.

Eski gazinolar Elite World Europe’ta canlandı

Turizm Sektörü ‘Elıte World Gazino’da bir araya geldi 
Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels’in bu yıl ilkini gerçekleştirdiği “Elite World Gazino” başta turizm sektörü olmak üzere iş ve cemiyet hayatının ünlü isimlerini bir araya getirdi.

Zincirin yeni oteli Elite World Europe’ta 18 Ekim Çarşamba akşamı gerçekleşen geceye başta turizm sektörü olmak üzere iş ve cemiyet hayatından 500’ü aşkın konuk katıldı.  Ünlü tiyatrocu Yosi Mizrahi’nin eğlenceli sunumuyla başlayan organizasyonda gazino gecelerinin en zengin repertuarına sahip isimlerinden Mustafa Keser sahne aldı.  Konuklar Keser’in şarkılarıyla doyumsuz bir müzik ziyafeti yaşadı.  Geceye konuk olarak katılan Asena, Ahmet Selçuk İlkan gibi isimlerin yanısıra sanatçı Ayhan Aşan’da sesi ve güçlü yorumuyla Mustafa Keser’in sahnesine renk kattı.  Dekorundan ikramlarına kadar her şeyin 70’li ve 80’li yılların gazino konseptine uygun olarak tasarlandığı gecede, konuklar nostaljik anlar yaşadı.

Ünsal Şınık: “Yatırımlara devam, hedef global zincir olmak”Gecenin açılış konuşmasını yapan Elite World Hotels Genel Müdürü Ünsal Şınık, önümüzdeki 3 yıl içerisinde hizmete açılacak 3 yeni otel yatırımını paylaştı. İstanbul Maltepe’de açılacak olan Elite World Asia, Sapanca’nın en büyük oteli olarak geçtiğimiz aylarda temeli atılan Elite World Sapanca ve zincirin yurtdışındaki ilk yatırımı olan 700 odalı Elite World St. Petersburg otelleri hakkında bilgi veren Şınık, global bir zincir olma yolunda ilerlediklerini, yurt dışı yatırımların artacağını belirtti.

Dört konuğa Elite World’den dört ödül
Elite World Gazino gecesine katılanlar arasında bir de yarışma yapıldı. Sosyal medya üzerinden gerçekleşen yarışmaya katılanlar arasından ödüle değer bulunan birinci talihli Elite World Marmaris Hotel’de  gidiş dönüş uçak bileti dahil 2 kişilik 1 hafta tatil kazandı.  İkinci olan davetli Elite World Hotels’in mevcut 6 otelindeki Fit Life Spa ve Sağlık Merkezi’nden 1 yıllık üyelik, üçüncü olan davetli 6 aylık üyelik, dördüncü talihli ise Elite World Europe’ta bir hafta sonu konaklama ve Spa kullanımı ödülü kazandı.

“Beta beyin dalgasından ayrıl, Alfa beyin dalgasında kal”

Gününü tehdit ve endişe hissi altında yaşayan birey, aslında hayatı da kaçırıyor. Hayat, tehdit altındayken, anı yaşatmıyor. Toplumun %60’nın, yeteneklerinin farkında olmadan kendilerine uygun görülen hayatları yaşadığını kaydeden AL Danışmanlık Genel Müdürü, Marka Yönetimi ve İnsan Kaynakları Danışmanı Ayşen Laçinel, şunları söyledi: “Zorlu yaşam şartları, bireyleri hep bir yerlere ve bir şeylere yetişmeye zorluyor. Birey, kendini duymamaya, kendine inanmamaya başlıyor ve maalesef kendini unutuyor. Kendini unutan birey, yeteneklerini de, gücünü de, katacağı farklılığı da unutuyor. Oysa kapasitesini ve kendini diğerlerinden ayıran yeteneklerini, koçluk alarak veya koçluk yaklaşımını bilen yönetici, eş, arkadaşlarının vasıtasıyla fark edenler, harikalar yaratarak kendilerini gerçekleştiriyorlar. Nitekim koçluk eğitimlerimde ve koçluk yaptığım çalışmalarda, kişinin önce kendini tanımasını, güçlü yönlerini, yeteneklerini farklılıklarını fark etmesini hedefliyorum. Kendini bilen, kendine inanır ve gerçekleştirir. Bu da, mutlu ve verimli bir yaşam yaratacaktır” dedi. 

Dünün ve yarının hesapları yapılıyor, bugün kaçırılıyor. Günlerin endişe altında geçmemesi gerektiğini ifade eden Ayşen Laçinel, konuşmasına şöyle devam etti: “Hayatın her gününü, beta beyin dalgasında yani tehdit endişe hissi altında yaşayan birey, aslında hayatı da kaçırıyor. Çünkü hayat tehdit altındayken, anı yaşatmıyor. Refleks olarak, dünün ve yarının hesapları çıkarımları yapılıyor. ‘Düne dair bundan nasıl kurtuldum ve yarın ne yapmalıyım’ diyen birey ise, anları kaçırıyor. Elbette savaşta, saldırıda ve hayati ortamlarda ‘Beta beyin dalgası’ hakim olacaktır. Ancak, eğer bir tehdit ve savaş durumu yoksa, o zaman sevgi, dinginlik ortamı olan ‘Alfa beyin dalgasına’ geçilmelidir. Yaşamın özünde, Beta’dan hızla ayrılıp, Alfa’da daha fazla kalmalıyız. Birey, bunu fark etmelidir. Günlük yaşamın sadece %30’u betada geçirilebilir. Zira, daha uzun beta’da kalma durumu var ise, kişi de ne performans, ne huzur kalır” diye konuştu. 

Etkili iletişimin stratejik yol haritası   
Günümüz iletişimde daha çok talimat ve vaaz verildiğinin altını çizen Ayşen Laçinel, “Oysa, gerçek iletişim anlayarak başlar ve mesajlar karşılıklıdır. Bu yaklaşımda, öğütler vermek yerine, anlama ve farkettirme önceliği vardır” dedi. Ülkemizin önde gelen kurumlarına marka ve insan kaynakları danışmanlığı yapan, eğitimler veren, kariyer koçluğu yapan Ayşen Laçinel, etkili iletişimin yol haritasına ilişkin şunları anlattı: “Etkili bir iletişimin stratejik yol haritasını şu aşamalar oluşturuyor. Dinlemek; anlamak; farketmek; konu nedir; amaç nedir; iletişim planı nedir; kiminlesin (yaşı, tarzı, duygusu, değerleri nedir) ve anladığını farkettiğini sentezleyip bilmesi görmesi gerekeni ona nasıl farkettireceksin maddeleri olmaktadır” şeklinde konuştu. 


“2018 Troia Yılını Destekliyoruz!”

Halil ÖNCÜ-ANTALYA
"Bize değişim Gerek" sloganı ile TÜRSAB Başkanlığına adaylığını koyan ve çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren, Türkiye'nin büyük tur operatörlerinden birisi olan DETUR'un CEO'su ve aynı zamanda AKG ( Anadolu Kültürel Girişimcilik Şirketi )’nin Sahibi Firuz Bağlıkaya Çanakkale’ye selamlarını yollayarak, 2018 Troia Yılına desteklerini belirtti. 
Projeyi destekliyoruz!


Turizm yazarı Halil Öncü’ye açıklamalarda bulunan Firuz Bağlıkaya 2018 Troia yılının önemine dikkat çekerek “Troia 20 yıldan bu yana UNESCO dünya kültür mirası listesinde yer alıyor. Tanıtımı da oldukça önemlidir. Kültür Hazinesi Troia’nın tanıtımı da çok önemlidir. Troia’nın genel tanıtımını, 2018’in Troia yılı ilan edilmesi kadar önemsiyorum. Bizde DETUR ve AKG ( Anadolu Kültürel Girişimcilik Şirketi ) olarak bu projeyi destekliyoruz. Çanakkale’deki otelci ve turizmci arkadaşlarımıza selamlarımızı yolluyoruz” dedi.




Firuz Bağlıkaya kimdir?
1957 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Firuz Bağlıkaya, Ankara Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi, ardından da Yabancı Diller Yüksek Okulu İngilizce bölümünden mezun oldu. 1975 yılından sonra eğitimine Almanya’da Goethe Enstitüsü’nde devam etti. Eğitim hayatı süresince bir yandan da yurtiçi ve yurt dışında otelcilik mesleğini sürdürdü.1982 yılında Ankara'da çeşitli seyahat acentelerinde çalıştı. Ardından 1994 yılında Dedeman Grubu bünyesindeki Detur International’da yönetici olarak görev aldı. Bağlıkaya, tur operatörlüğü faaliyetlerine Rusya (1995), Finlandiya (1998), Norveç (1999), İsveç (2000) ve son olarak da Danimarka’da (2012) başladı. Türkiye, Tunus ve Mısır destinasyonlarında pazar lideri oldu.

Günümüzde Detur International’ın kuzey ülkelerinden taşıdığı yıllık yolcu sayısı 150.000 kişiyi aşmıştır.Detur, 2014 yılında Tunus’a en çok turist getirenlere verilen ve Tunus’un en büyük Turizm Ödülü olan Tunisien Award‘ı kazandı.Türkiye Basketbol Federasyonu’nda dış ilişkilerden sorumlu yönetim kurulu üyeliği de yapan Firuz Bağlıkaya, Türkiye ve Avrupa’da Dünya Basketbol Şampiyonası, Dünya Golf Şampiyonası, Final Four Avrupa Basketbol Şampiyonası gibi önemli uluslararası organizasyonlara imza attı.2011-2014 yılları arasında TÜRSAB’da 2. Başkan olarak görev yapmıştır.
Video: https://www.youtube.com/watch?v=MQc9h-KOMpE